bu profil, bazı hatırlatmalar, hedefler ve iletiler; yalnızca kendim içindir. Okuduklarım ve okuyacaklarım, kütüphanem; not babında yine yalnızca kendim içindir. ilham alacak bişey bulursanız bu sizin içindir.
“Bu yaşlı kadının Tanrı’dan başka her şeyden sıyrıldığı, tümden bu son hastalığa bırakıldığı, zorunluluk sonucu erdemli olduğu, kendisine kalan şeyin aşka değer biricik varlık olduğuna kolayca inandığı, sonra, bir daha dönmemesiye, Tanrı’ya adanmış insanın düşkünlüğüne gömüldüğü seziliyordu. Ama yaşam umudu yeniden doğmayagörsün, insanoğlunun çıkarları karşısında Tanrı’nın bir ağırlığı kalmıyordu.”
Kaç derece ateşten sonra kekik kokusu gül kokusu gibi gelir?
Beyaz gül.
Belki de antibiyotikten daha sert bir şey gerekir.
Derler ki sevgi şifadır. Derler.
Kim? Mevlâna, Yunus, Fromm...
İnsanlığın ortak sezgisi.
Aşkın insanı dönüştüren ve olgunlaştıran bir ateş olduğunu da derler.
Kaç derece?
Reçetesi olmaz mı böyle şeylerin?
Kül oldum demekle kül mü olunur?
Hem ayrıca bu ateş o ateş midir?
Ateşe pervane olan İkarus misali...
İkarus’un talihi pek bir hüzünle anlatılır.
Oysa insan,
kendinden doğmak için
gerçekten yanmalıdır.
🌒
“Ve o geceden sonra hep hastaydım. Sadece ruhen değil, bu kez daha da kötüsü: Beden denen o karmaşık ama iş gören makine bir şekilde bozulmuştu. Sanırım hastalık, içimize giren bir şeytan gibi kısılıp kaldığı bedenimizi zorlayarak özgürlüğünü istiyor. Küçük sorunlar yaratıp bizi rahatsız ederek ve en son noktada da bedenimizin çöküşünü arzulayarak aslında hürriyetini ele geçirmek peşinde. Hastalık, ruhun dışarı çıkmayı, böylece senin eskimiş, köhne bedeninden ayrılıp başına buyruk gezip dolaşmayı istemesinden başka bir şey değil. Ve sanıyorum ayrılık da bir hastalık. İnsanın bir an önce özgür olma telaşı, her şeyden öte iğrenç.”
“Tükenmez güçler duyuyordum içimde: yalnız bunlara bir uygulama noktası bulmak gerekiyordu. Bu güçlere set çeken şey yoksulluk değildi.. Gerçek engel önyargılardı ya da ahmaklıktı daha çok.”