* Kültür ve Ötesi
Gerçek kültür bir tutkudur, bütün varlığımızı ilgilendiren bir davranış, insana inanış, kendini insanlığın kaderinden sorumlu tutuştur. Kısaca, bir sevgidir kültür. Neden bu tutku bütün milletlere mal edilmesin? İnsanlar, yaşayan ve yaşanmış bir kültür sayesinde acılarını yenebilir, hayatlarını yüceltebilirler; yaşamak için çaba harcamak yetmez, olmak için de çaba gerek. İnsanın kendi kendini fethi bu; maşeri hümanizm anın inşası, bugünü maziyle zenginleştirmek, mazi ve istikballe. Kim böyle bir cihada katılmak istemez?
Ama her iklimde boy atmaz kültür, gelişeceği kadar gelişmez; iktisat, irfanın hizmetine girmez, ona gereken ortamı hazırlamazsa, boğulur gider. İşte Fransa. İnsanın tek değeri: ürettiği ve tükettiği, kendisi değil.
... Ferdi, çocukluktan çıkar çıkmaz yakalıyor toplum ve ölçüsüz ilerleyişinin icaplarına göre eğitiyor, düşünmüyor bir ruhu olduğunu. Bu baskıyla ezilen ruh susuyor ve kin besliyor. Reklamın göklere çıkardığı ülkü: israf. Toplum, çalışacaksın, diyor kişiye... dinlenmeden çalışacaksın. Sonra da aynı derecede tahripkâr bir mecburiyet yüklüyor: tüket. Yalancı bir refah dünyasının "kısır döngü"sü. İnsanın dışında bir refah bu, "düzeyde " bir refah.
-Kalemini en sevdiğim yazarlardan biri olan Cemil Meriç'in kafa açıcı bir paragrafını bırakıyorum. Yıllar ve yüzyıllar içinde değişim nedir ne değildir diye soruyor insan?