Her şeyden daha yabancı biriyim artık
Bu şehre ilk defa gelenden
Yeni doğmuş bebekten
İlk kez ağlamış kadından
Hatta çöpe atılmış çiçekten daha yabancıyım
Ardıma bakamıyorum çok yaklaştı dünya bana
Önümü açamıyorum
Burun burunayım kaderle
Ayaklarım daha yavaş güneşten
Kalbim daha yavaş zamandan
Kimsenin koluna takmadığını
Ruhuma takıyorum adı utanç
Herkesten daha bezginim
Sokak sanatçısından
Ya da gurbet türküsü çalan radyodan
Her şeyden daha solgunum
İnanmıyorsun
Külüme rüzgar üflemiyor
Mesafelerden daha uzağım
Dağlarından daha
Hatta görmediğin kendimden daha uzağım.
Sana gitmelerin en güzelini veriyorum
Herkesten daha yabancısın
Tramvaydaki sırtı dönük adamdan daha,
Bir masalın kahramanından
Ya da bir şarkının çalınmamış nakaratından
Daha yabancısın.
Sevgiye tuz basılırda bozulmaz belki
Gülüşe bant takılırsa çalınmaz
Deryaya cam takılırsa taşmaz
Rüyaya bir askı yapılırsa kaybolmaz belki.
Belki düzene uymak düzeni yıkandır
Dik durmak yenilgi
Sükut etmek pul kadar değerli
Erdem hiç okumayı bilmeden yazmak belki
Bu dünyada yaşam ağlarken başlıyorsa
Ağlarken bitebilir belki
Sizin nazarınızda acı
Benim mutluluğumda köz belki.
... ama inkar ettim
Yaşamaktan kastım buydu işte
Zaman benim için yok saymakla geçiyordu
Ellerimde higanbana çiçeği açardı
Onları cebimde budardım,kimse görmezdi
Sonra paçalarımdan aşağı solmuş ölüm çiçekleri düşerdi ,toplamazdım...
Aşkın zımparadan elleri
Söktükçe söküyor kalbin perdelerini
Geriye incelmiş bir beden kalıyor
Yarım sözler
Tekrarsız anılar
Geriye pürüzsüz bir ruh kalıyor.
Şimdi hayat kayabilir üzerimizden..
Her gün bir adamın ayı öldürmeye kalkışmak zorunda olduğunu düşünsene,diye düşündü. Ay kaçar. Ama bir adamın her gün güneşi öldürmeye kalkışmak zorunda olduğunu düşünsene? Şanslıymışız.