Yalnızlık, akşam vakti uzaklarda bir trenin penceresinden görünen bir göl gibiydi; solgunlaşıp hızla ortadan kaybolurken bir kez görülse bile yalnızlığından bir şey kaybetmezdi.
seni bilmek, göğsümde bi ısırgan yangısıydı. karşında rezil rüsva, kan revan hâlde umut vadetmeni dilemekse bir o kadar acınası. şükranlarımı boynu bükük gösterdiğimde ama yalnız bunu gösterebildiğimde, bana güvenecek nadiriyetlerdendin. kucağımda taştan yuva, kapısında seni gözlemek derdine düşür beni. sırtımda çürümüş çiçekler taşıyorum. kendimi soldurmama izin verme.