Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde,fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bi hayatın da mevcut olduğunu, benim de bi ruhum bulunduğunu öğrettin.
Bu sıralarda, insanların birbirlerini aramaları,bulmaları ve birbirlerinin içini seyretmeleri için konuşmanın neden muhakkak surette lazım olmadığını, neden bazı şairlerin boyuna, tabiatın güzelliği karşısında yanlarında konuşmadan gidecek birini aradıklarını anladım.
Gerçi etrafları tarafından anlaşılmayan,haklarında daima yanlış hükümler verilen insanların zamanla bu yalnızlıklarından bir gurur ve acı bi zevk duymaya başladıklarını biliyordum.
Yalnız boş, bomboş mahkuklardı. Yaptıkları münasebetsizlikler hep buradan geliyordu. İçlerinin esneyen boşluğu karşısında ancak başka başka insanları istihfaf ve tahkir etmek, onlara gülmek suretiyle kendilerini tatmin edebiliyorlar,şahsiyetlerinin farkına varıyorlardı.