Belki yarın sabah soğukta uyanmanın bir anlamı olur,sana çay pişirmek gibi.Ayaklarımın ucuna basarak yürürüm yataktan kalkınca.Tahtalar gıcırdar.Hayır,zamanla öğrenirim hangi tahtaların ses vermediğini.Sonra ne yaparım? Uyanmadı,çayın hazırlandığından haberi yok diye sevinirim.Bütün hayatımı,en ince ayrıntılarına kadar düşünerek hesapladığım iyiliklerin hayaliyle geçirdim albayım.Artık ne olacaksan olsun istiyorum.
Şu dünyada sadece hoşlanmanın yetmeyeceği bir dolu şey var.Yaşam uzun ve bazen çok acımasız.Kurban gerektiren durumlar da var.Birilerinin bu rolü üstlenmesi gerek.Dahası,insan vücudu zayıf ve kırılgan,kestiğinde kan akıyor.
İnsanların yürekleri arasındaki bağ yalnızca uyum üzerinden oluşmuyordu.Aksine,bir yaradan diğerine daha derin bağlar oluşuyordu.Acı acıyla,kırılganlık kırılganlıkla yürekleri birbirine bağlıyordu.Elemli çığlıklar olmadan suskunluk,kan toprağa akmadan affediş,insanın içini lime lime eden kayıplardan geçmeden kabulleniş mümkün değildi.İşte bu,gerçek uyumun kökünde var olan şeydi.