İnsan siyasal bir hayvandır (Aristoteles); sözverebilen hayvandır (Nietzsche); ya da öngörü ve imgelemleriyle üretim yapan hayvandır (Marx); bu tanımlar insanın temel niteliklerini belirtir ama insanın öz' ünü anlatmaz
Ölüm sevgisi, narsisizm ve kandaşla cinsel ilişki bağlarıyla birlikte yaşamanın aşırı biçimleri birbirlerine karıştığında "çürüme belirtisi" diye adlandırdığım durum ortaya çıkar. Bu hastalığın kurbanı olan insan gerçekten kötü bir insandır; çünkü yaşama ve gelişmeye sırtını dönmüş, kendini ölüme ve hastalığa adamıştır. "Çürüme belirtisi"nin kurbanı olduğu belgelerle saptanan kişiye en iyi örnek Hitler'dir. Hitler, daha önce de belirtildiği gibi, ölüme ve yıkıma doğru kuvvetle çekilen, tanıdığı tek gerçeklik kendi istekleri ve düşünceleri olan aşırı narsisist bir insandı. Üstelik Hitler yoğun kandaşla cinsel ilişki bağları içinde yaşayan birisiydi. Annesiyle ilişkisi ne olursa olsun Hitler'in kandaşla cinsel ilişki saplantısı en çok ırkına, aynı kanı taşıyan insanlaraduyduğu bağnaz bağlılıkta ortaya çıkmıştır. Hitler kanının zehirlenmesini engelleyerek Alman ırkını kurtaracağı fikrine saplanmıştı. Mein Kampf'ta belirttiği gibi Alman kanını her şeyden önce frengiden, sonra da Yahudi kanıyla karışıp kirlenmekten kurtarmak istiyordu
Peygamber öğretilerinin özünü oluşturan putlarla savaş aynı zamanda narsisizme karşı verilen bir savaştır. Putatapma'da insanın belli bir yanı mutlaklaştırılmış, putlaştırılmıştır. Böylece insan yabancılaştırılmış bir biçimde kendine tapar. Saplanıp kaldığı put, onun narsisist tutkusunun nesnesi durumuna gelir. Tanrı fikri, tam tersine narsisizmin yadsınmasıdır; çünkü her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten varlık insan değil Tanrı'dır. Tanımlanamaz ve açıklanamaz bir Tanrı görüşü bir bakıma putlaştırmanın ve narsisizmin yadsınması olarak ortaya çıkmışsa da Tanrı kısa sürede gene putlaştırılmış, insan kendisini narsisist bir biçimde Tanrı'yla özdeşleştirmiştir; böylece Tanrı kavramının başlangıçtaki işlevine ters düşerek din, topluluk narsisizminin belirtisi olup çıkmıştır
Hastalıklı olmayan sevgi, kendilerini iki ayrı varlık olarak algılayan ama genelde birbirleriyle açılıp bütünleşen iki kişi arasında kurulan sürekli bir ilişkidir