"Sen orada değildin, görmedin." dedi Montag. "Bir kadının yanan bir evde kalmasına yol açıklarına göre, kitaplarda bir şeyler olmalı... hayal edemeyeceğimiz bir şeyler; orada bir şeyler olmalı. İnsan bir hiç uğruna kalmaz."
"Böyle kitapların bu kadar önemli olmasının sebebini biliyor musun? Çünkü nitelikliler. Nitelik sözcüğünün anlamı nedir peki? Bana göre doku demektir. Bu kitabın gözenekleri var. Özellikleri var. Bu kitap mikroskopla incelenebilir. Camın altında, sonsuz çoklukla akıp giden hayatı görürsün. Gözenekler ne kadar çok olursa, bir sayfaya santimetrekare başına o kadar çok sayıda doğru kaydedilmiş hayat ayrıntısı sığdırabilirsin... o kadar çok 'edebi' olursun. En azından benim tanımın bu. Ayrıntıları anlatmak. Taze ayrıntıları."
İncelememe kitabın adı ve anlamı ile başlamak istiyorum. Yazarımız sevgili Ray Bradbury kitaba birçok isim verdiğini ancak en son "Kitaplar kaç derecede tutuşup yanar?" diye sorgulamaya başlayıp şu cevaba ulaştığını söyler; 451 Fahrenheit. Aldığı cevaptan tatmin olan yazarımız ters çevirip distopik eserine "Fahrenheit 451" ismini verir. Şimdi yavaştan içeriğe doğru bir yolculuk yapalım. "Yangın" terimi aklımıza itfaiye erlerini getirir değil mi? İtfaiye erleri çıkan yangınlarda sorgusuz sualsiz önce can sonra mal güvenliğini esas alarak yangınlara müdahele ederler. Peki ya gelecekte itfaiyeciler yangın söndürmek yerine yangın çıkartırsa? Buna karşılık, "Neyi, neden yakacaklar?" diye sorabilirsiniz. Hemen cevap vereyim; kitapları, toplumu düşünmeye ve sorgulamaya ittiği için.
1953 yılında yazarımız Ray Bradbury insanların, "aptal kutusu" olarak nitelendirilen televizyonlara nasıl bağlandıklarını ve bu bağlanışın toplumu ne denli etkilendiğini görür ve "Bu böyle sürerse... artık kimse kitap okumayacak." diye düşünerek bir kütüphanenin bodrumunda saatlik olarak kiralanabilen daktilolardan birinin başına geçip kurgusunu yazmaya başlar.
Distopik eserin konusu ise şöyle: Guy Montag işini severek yaptığına ve eşiyle birlikte yaşamakta olduğu hayatta mutlu olduğuna kendini inandırmış bir itfaiyecidir. İleri teknolojinin hüküm sürdüğü bu yüzyılda itfaiyeciler söndürmek yerine yakıyordur! Hem de kitapları... Montag bir gün mahallesine taşınan Clarisse ile tanışır. Her konuştuklarında Montag düşünmeye, sorgulamaya başlar. Sonra ne mi olur? Montag kendini inandırdığı yalanlardan sıyrılıp gerçeklere doğru yola çıkar. Biz bu tehlikeli yolda yaşadıklarına şahit oluyoruz.
Neil Gaiman "Sunuş" bölümünde, "Kitap yayımlandı ve övgü topladı. İnsanlar kitaba bayılmıştı ve onun üstüne