''İkindi sonrası öyle bir ışık ortaya çıktı ki, sanki bize hadi makinelerinizin gücü yetiyorsa yansıtın bakalım bu güzelliği dercesine meydan okuyordu; bulutlar, göl ve dağ... Tecelli ve tezahürü anlamayan bir insan elindeki fotoğraf makinesi ne olursa olsun görülmesi gerekeni göremez, çekilmesi gerekeni çekemez. Fotoğraf çekmekten daha çok bu güzelliği gözlerimle ve gönlümle yaşamak istiyorum. Gösterme arzusu görme arzusunun, görünme ve bilinme arzusu bilme arzusunun önüne geçtiğinde zaten insanlığının geldiği boyutla hesaplaşmıştır insan.
Benliği olan dağı, toprağı tabiatı, yağmuru, bulutu, suyu nasıl görebilir ki.''
DİPNOT: Ben bunlardan bahsedecekken Erzincan da bir altın maden ocağında şev kayması yaşanmış 667 çalışanın olduğu sahada 9 çalışana ulaşılamıyormuş. Gerek işim gerek de merakım gereği bunu erken öğrenmiş olmam bir kere daha afallattı beni. Dağın dağlığını göremeyen insanoğlu onu maddi çıkarları adına kullanırken oldu bu. Fotoğrafını bile aktaramazken kendi kameralarımıza, dağın kendine ait altınını belki de kendi benliğini almaya çalışmışız. Oysa ne haddimize bizim bunu istemek. Uzmanların görüşüne göre yapılmaması gereken bir işlem olarak çıkarılan toprağı maden ocağının yakınına boşaltılması bu şev kaymasına sebep olmuş gibi. Gerçek açılan soruşturma sonrası ortaya çıkacak.
Dağ, dağlığını bozduklarını anlattı belki de bize. Olan evine ekmek parası götürmek isteyen çalışanlara oldu yine. Umuyorum ki o çalışanlar sağ salim bulunur ve yaşarlar kaza görüntüleri bunu pek olağan kılmasa da. Bir gün tüm bunların değişmesi ümidiyle.