Azad Mintaş

Azad Mintaş
@Azad_M
Ve insan tek başına oturdu. Hüzne boğulmuş bir halde.    Bütün hayvanlar etrafına toplandılar ve dediler ki: “Seni böyle üzgün görmek hoşumuza gitmiyor. Bizden ne dilersen gerçek olacak.” İnsan dedi ki: “Daha iyi görmek istiyorum.” Akbaba şöyle yanıtladı: “Benim görme gücümü alacaksın.” İnsan dedi ki: “Güçlü olmak istiyorum.” Jaguar dedi ki: “Benim gibi güçlü olacaksın.” Sonra insan dedi ki: “Yeryüzünün sırlarını bilmek istiyorum.” Yılan yanıt verdi: “Ben sana gösteririm.” Ve tek tek bütün hayvanlara sıra geldi. Ve onların verebilecekleri bütün yetenekleri kazanınca insan gitti. Baykuş diğer hayvanlara dedi ki: “Artık insan çok şey biliyor ve birçok şey yapabilir. Aniden korktuğumu hissettim.” Geyik dedi ki: “İnsan istediklerine kavuştu. Artık kederi son bulacak.” Ancak baykuş şöyle yanıtladı. “Hayır. O insanda bir delik gördüm. Asla doyuramayacağı bir açlık kadar derin. Onu hüzünlendiren ve fazlasını istemesine neden olan şey de bu. Durmadan almayı sürdürecek. Ta ki dünya şöyle diyene kadar: ‘Daha fazla veremeyeceğim ve verecek bir şeyim kalmadı.’”
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Eğer çirkinlik diye bir şey varsa, o da, gözlerimizdeki önyargılı ölçekler ve kulaklarımız tıkayan balmumunun ta kendisidir.
"Otorite, sadece bir gruptan ötekine geçtiği ya da çoğunluğa zorla dayatıldığı yerde, yozlaşır ve otoriterliğe dönüşür. Otorite, özgürlükle çatışmaktan, ancak "özgürlük otorite haline gelmiş" ise kaçınabilir."
"İşçiler kendi emeklerinin sahibi olmalıdır, satıcısı değil. Çünkü emeğin ticaretini yapmak ya da emeğini satmak köleliğin bir biçimidir."