İffet Hanım tekaüt olmuş bir küçük memurun kızı imiş. Daha çocuk denilecek yaşında "Kismeti çıktı" demişler, bu adama vermişler. Gelin olmak, süslenmek kadınları avutur. Bunlar geçince İffet Hanım için evlenmenin bir tek iyiliği kalmış, o da geçinmek!
- Çirkin bir adam, demiş.
-Erkekte güzellik aranmaz, huyu güzel olsun, demişler.
-Sevimsiz demiş.
-Alışırsın seversin, demişler.
Anlıyorum ki birinin kapatması olmak, birinden nikâhsız bir çocuk almaktan daha ağır, daha çok ağır. Halide böyle düşünüyor. Ama bunun niçin olduğunu anlayamıyorum..!
Hepimiz kurgusal kişileriz, ama kimse bunu anlamıyor. Bizler, benliğimizin yarattığı kurgularız. Daha önce hiç düşündün mü, bizler ölürken roman kahramanları neden asla gerçekten ölmez?
Belki de bazı kitaplar kendi sonlarından sıkılıyor ve yazarın iznini istemeden, kendi başlarına değişiyorlardır; tıpkı özgürlüğünü kazanan bir ergen gibi.