Hiç kendi içinizi, kalbinizi, aklınızdan saniye bile olsa geçirdiğiniz kötü veya olumsuz bir düşünceyi dibine kadar irdelediniz mi? Bırakın eşe dosta sevdiklerinize açık olmayı kendinize, başınızı yastığa koyduğunuzda kendi kendinizle konuşurken açık sözlü davrandınız mı? Ben ne zaman öz eleştiri yapsam yaptığım hatalardan yanlışlardan kaçarım mesela. Başkasının yüzüme vurmasını istemediğimi kendi yüzüme de vurmam çoğu zaman. Kendimle açık seçik konuştuğum da ise kendime küserim kızarım utanırım.
.
.
.
Bu kitap da kadın kendi kendine #otopsi yapıyor. Kendi yaşadıklarını, yaşayamadıklarını, hayallerini, hayal kırıklıklarını, çocuğunu, eşini top yekûn bütün seceresini açıyor deşiyor döküyor ama toplayamıyor. Yaşamak istemiyor ama ölemiyor, gitmek istiyor ama ne gidebiliyor ne kalabiliyor. Onun yerine her gün maskelerini takınıp yaşamaya devam ediyor.
.
.
.
Melenkolik depresif ağır cok ağır bir kitap. Kısacık incecik duruyor ama ben defalarca ara vermek zorunda kaldım okurken. Çünkü çok karanlık, çünkü çoğu kadının ( içinde kendimi de bulduğum) gerçekleri var. Bu tarz kitapları seviyorum, siz dibe batırdığını düşünebilirsiniz ama beni dibe çekmekten çok yukarıya çıkmama yardım ediyor. Kötümser mutsuz bir anımda okudum kitabı iyi ki okudum. Belki ruhuma iyi gelmedi belki kafamı dağıtmadı ama en azından kendime daha sık açık sözlü olmam gerektiğini hatırlattı.
.
.
.
Karamsar ruh hali kitapları sevmiyorsanız bence okumayın. Erkekseniz de okumayın! keza okusanız da anlamıyorsunuz zaten kadının ruhundan. Ama yok yok okuyun ya, belki sizde kendi ruhunuza bir otopsi yaparsınız böylelikle çoğu şeyin göründüğü gibi olmadığını anlarsınız