Demek ki insanın beyni bir dakika düşünmeden duramıyor, o garip başı öyle yaratılmış ki istese de istemese de düşünceler art arda geliyor, bir düşünceden öbürü doğuyor, herhalde ölünceye kadar böyle devam ediyor bu.
Yedigey çok sonra anlayacaktı ki, ruhunu ancak bu bozkır kadar enginleştirmesini bilenler o düzeye çıkabilirler, Sarı-Özek'in sessizliğiyle baş başa kalabilirlerdi. Şüphesiz Sarı-Özek uçsuz bucaksız bir bozkır idi, ama yaşayan insanın düşüncesi onu da kapsayacak güçteydi.