İç yaşantının yoğunlaşması, tutsağın geçmişe kaçmasını sağlayarak boşluk, ıssızlık ve varlığının ruhani yoksunluğundan kurtulabileceği bir sığınak sağlıyordu. Dizginleri serbest bırakıldığında hayal gücü geçmiş yaşantılarla, sadece önemli olanlarla değil ufak tefek olaylar ve oyalayıcı şeylerle meşgul oluyordu.
İnsanın Anlam Arayışı, Viktor E. Frankl
Ben uslu bir aşıktım; Gel Dedin Geldim Sev Dedin Sevdim Bit Dedin Bittim Şimdi Unut Diyorsun Ya Yaramazlığım Tuttu Unutamıyorum!
Seni İçimden Terk Ediyorum, Kahraman Tazeoğlu
Her ne kadar insanı peşine düşmeye davet eden mutluluk ve kaçıp kurtulmaya zorlayan mutsuzluk çok değişik biçim ve kılıklara bürünse de bütün bunların maddi temeli yine de bedensel zevk veya acıdır. Bu temel çok sınırlıdır, yani sağlık, tokluk, yağmurdan soğuktan korunma, cinsel tatmin ya da bunların yokluğu. Dolayısıyla gerçek bedensel zevk bakımından insanın hayvanadan farklı veya üstün bir yanı yoktur, şu farkla ki insanın gelişkin sinir sistemi her hazza duyarlılığını artırır, ama aynı şeyi her türlü acı için de yapar. Fakat orda uyanan heyecanlar hayvanlarınkinden ne kadar da güçlü ve ateşlidir? Onun duyguları ne kadar da kıyas kabul etmez derecede derin ve güçlü biçimde uyanır..
Hayatın Anlamı, Arthur Schopenhauer