"Başımıza gelen olaylar da, Sungur'un beni dairede ziyaret etmesi gibi, bizim dışımızda kimse için anlam taşımayan yaşantı kırıntılarıydı.
Kafamızda yaşadığımız olaylarsa, devlet adamlarının uykularını kaçırabilecek hayallerdi."
"İlk okullarda, Okul-Aile birliği gibi bir şeyler vardı benim çocukluğumda. Bana kalırsa bu birlikler iyi işletilmiyordu. Evde Osmanlı, okulda Avrupalı. Sonra benim gibi samimiyetsiz insanlar yetişiyor."
"Bir insan -özellikle benim gibi bir insan- ne zaman yazmaya başlar? Daha doğrusu, ne zaman onun için, yaşadıkları, hissettikleri, düşündükleri, artık ifade etmekten kaçınamayacağı bir yoğunluğa ulaşır?"
"Belki, bir iki kişinin dediği gibi ancak kendini ve aklına nasıl geliyorsa öyle yazan biriyim; ben de son zamanlarda buna gittikçe daha fazla inanıyorum. Oysa Mustafa İnan'da başladığım bazı değişik şeyler vardı sanki. Ya da bazı şeyleri kendime göre anlatmayı deniyordum. Düşüncem geç gelişti, biraz geç başladım; biraz da erken bırakmak durumunda kalıyorum. Geleceğini kaybetmek, yaşanan zamanı da boşlaştırıyor."