"-'Yakup Abi sen bu arabayı yıkıyorsun ama beş dakika sonra yağmur yağacak yine...'
-'Yağsın, bir daha yıkarız.' dedi bakkal ermişçe. O zaman anladım ki, böyle bir olasılık onu endişelendirmek söyle dursun, mutlu ediyordu. O doğuştan araba yıkayıcısıydı. Ne var ki hayat onu bakkallığa mahkum etmişti; pek çok müthiş kabzımalı milletvekilliğine mahkum ettiği gibi. Sistem yetenekleri heba ediyordu."
"Bütün orta sınıf çalışanları gibi iş günlerini hafta sonunu bekleyerek, hafta sonunu da iş günlerini özleyerek geçiriyorlardı. Ömürlerinin son dakikasının nasıl geldiğini anlayamayacaklardı bile. Sistemin zaferi."
"Erkenden kalkıyor, kahvaltımı edip öğle yemeğine kadar kitap okuyordum. Dostoyevski, Oğuz Atay, ve çerez niyetine Nietzsche.
(Şaka yapıyorum canım, sıkı adamdır Posbıyık . Korkaklığın insanı bu kadar yaratıcı kılması büyüleyici!)"
"Konuşmam yetmiyormuş gibi düşünmeye de başladım. En kötüsü buydu. Çoğu insanlar gibi düşünmeden konuşsaydım kimse bir şey demeyecekti; ama ben düşündüğümü söylemeye kalktım. Yukarıya bildirildi; Başöğretmen beni getirtip ağzıma acı biber sürdü. 'Böyle giderse beynine de biber sürülür.' dedi."
"Koyunlar kendi renklerinden köpek istermiş. Ya ak olacak, ya da boz. Ağa söyledi. Benden ürkerlermiş.
Sabri Kahya, 'Koyun kısmının iyiye kötüye aklı ermez. Sarıbaş yetişeli kurda koyun vermedik' dedi. Ama ağa dinlemedi. 'Verin birine, gitsin.'"