Aziz Erdoğan

Aziz Erdoğan
Evli 01.07 ~ Okumak iptilaysa biz müptelasıyız.
Öğretmen
lisans
Diyarbakır
Diyarakır, 5 Mayıs 1996
5 kütüphaneci puanı
580 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Kayıp
"Bugün Cuma, pazardan mantı alayım da akşam bir güzel yeriz." Oturduğu sandalyesinden bunu söyledi Fikret Amca. Kimseler duymadı onu. Kendine söyledi. Kendine söylerse unutmayacağını düşündü, kalkınca unutacağını bile bilmiyordu. Tam o anda gök gürlemeye başladı. Ardından havadaki tozu çamura çeviren bir yağmur. Ama o, yağmura aldırış etmeden denizi seyretmeye devam etti. Yağmur damlalarının denizde oluşturduğu halkaları seyretti. O halkalar büyüdü, büyüdü. Fikret amcayı yuttu. Ama o hâlâ halkanın içinden kendine bakıyordu. Suda aksini görür gibi oldu ama tanımadı kendini. "Bu kim?" dedi. Eli yüzüne gitti. Burnuna dokundu, gözlerine, alnındaki kırışıklığa uzandı. Sonra sol kaşındaki yaraya. Unutmamıştı yarayı. Lisedeyken olmuştu. Birkaç kişi Gülnur'a sataşmıştı. Hemen bitivermişti oracıkta. İyi dayak yemişti ama Gülnur'u korumuştu. Gördüğü ilk andan beri sevmişti onu. Bir ömrü onunla geçireceğini o an anlamıştı. Elini çekti kaşından. Gözleri doldu. Cebinden çıkardığı mendille yaşlarını sildi. Sildikten sonra şöyle bir baktı mendile. Siyah bir "G" işlenmişti. Kokladı. Gülnur kokuyordu mendil, gül kokuyordu. Özenle katlayıp sol cebine koydu. Gülnur ait olduğu yerdeydi. Kalkmaya çalıştı ama uyuşmuş bacakları onu yine sandalyeye oturttu. Yağmurdan ıslanıp alnına düşen saçlarını geriye doğru taradı. Babasından kalan en kıymetli parçaydı o. Birçok dişi kırılmıştı. Eskimişti. Rengi solmuştu. Ama değerliydi. Saçlarını her taradığında tenine değen, babasının elleri gibiydi. Saçlarını okşayan babasının elleri. Her hareketinde bir anı vardı. Sanki o topraktı, anılarsa deprem. Her hareketinde anılar yerinden oynardı. Kalktı sonra. Önünü daha iyi görebilmek için gözlüğündeki yağmur damlalarını sildi. Evinin yolunu tuttu. Eski fotoğrafçıydı Fikret Amca. Kaderi ona gülmemişti
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
MERHABA - Merhaba - Merhaba - Sanırım benim yerimde oturuyorsunuz. - Öyle mi? Hiç farkında değilim, kusura bakmayın. Buyrun, buyrun geçin. - Teşekkür ederim. Genç yerine oturur ve o beklenen yedi saatlik yolculuk başlar, dört yıllık emeğin karşılığını almak ümidiyle. Okulunu yeni bitiren genç çok heyecanlıydı. Bunca yıllık çalışmalarının son bir aşaması vardı. O da gireceği sınavdan yüksek bir puan alabilmek. Bir an daldı. Dışarıya bakıyor gibiydi. Bakıyor ama görmüyordu. Aklında bir şeyler vardı belli ki. Yanında oturan genç bu sessizliği bozdu: - Yolculuk nereye? - Diyarbakır'a. - Ya? Öğrencisiniz galiba. - Evet. Bu sene bitti okul. - Ne güzel. Orada mı okuyordunuz? - Hayır, orada yaşıyorum. - Anladım. - Siz? - Ben? - Siz nereye gidiyorsunuz? - Urfa'ya gidiyorum. - Öğrenci misiniz? - Hayır çobanım ben. Antep'te küçük bir işim vardı da onu halletmeye gelmiştim. - Hmm.. Yanlış anlamayın ama bir çobana göre çok güzel bir Türkçeniz var. - Teşekkür ederim. Çok okurum. Koyunlar otlanırken hep kitap okurum, yıllardır. - Ne güzel. Allah kolaylık versin. - Sağolun.