Öyle ki ben ve siz, yani her birimiz kendimize ve yaşamımıza göre görüyor, duyuyor ve düşünüyoruz. Bu demek oluyor ki kendimize ve hayata bize has bir şekilde değişken bir gerçeklik katıyoruz: Dış dünyayı tasarlıyor ve inanıyoruz ki orası bizim için nasılsa, diğerleri için de aynı şekilde olmalı ve o yarattığımız dünyanın tam ortasında, neşeyle yaşıyor; elimizde baston, dudaklarımızın arasında bir sigara, emin adımlarla yürüyoruz.
... burası bir yazarlar ülkesi değil, bu ülkenin nitelikli yazarlar üretebilmesi mümkün değil, kimsenin okumadığı, kimsenin edebiyatla, sanatla ve ruhun dışavurumlarıyla ilgilenmediği bir ülkede kayda değer yazarların çıkması imkânsız.