Shklar "sadakati" bir sosyal gruba duygusal bağlılık olarak, "yükümlülüğü" ise bir devlete veya başka bir yasal kuruma karşı tamamen rasyonel nedenlerle kabul ettigimiz siyasi sorumluluk olarak anlar. Devletler sadakat degil, siyasi yükümlülük duygusu/hassasiyeti talep etmelidir. Çünkü gruplara sadakat çogu zaman bir tercih meselesi degildir. Sadakati olusturan bağların çogu özgür seçimle degil, doğumla belirlenir. Grup sadakatini, özellikle de etnik sadakati bir devletin temeli olarak ilan etmek, kaçınılmaz olarak dışlananlar için acı yaratır. Dolayısıyla devletlerin daha fazla sadakate degil, daha fazla yurttaşlık yükümlülügü duygusuna, yani rasyonel düşünce ve kökten gelen bir güvenlik duygusuyla, kendilerini keyfi davranışlardan koruyan devlete bağlı hisseden daha fazla bireye ihtiyacı vardır.