Pişmanlık duymadan, neredeyse bile isteye kendisinin paramparça olmasına izin veriyordu. Duygularının dibinde, dünyaya karşı, bir ki üç günlük bir je m’en fous¹ durumu yatıyordu. Hayat onun gelmişti; ancak onu takmayarak hâlâ hayatı yenebilirdiniz. Çıkmaktansa batmak evladır. Aşağıya, aşağıya, utanmanın, gayretin, terbiyenin olmadığı hortlaklar diyarına!
Dünyada yaşadıklarını belli edecek türden bir iz bırakmayı hayal bile edemiyordu hiçbiri; bir şey yaratmayı, bir şeyi yok etmeyi, mutlu olmayı, içtenlikle mutsuz olmayı, tam tamına hayat dolu olmayı hatta düzgün bir gelir getirmeyi. Yarı soylu bir başarısızlık rüzgârına kapılmış gidiyorlardı. Orta-orta sınıflarda pek sık görülen, hiçbir şeyin olmadığı, insanın ruhunu karartan o ailelerden biriydiler.