Sular köpürmemeliydi Rüveyda
Kırılmamalıydı ıslak dalları hasret servilerinin
Ben zehire alışkınım, şerbete değil
Rüyalar nefret eder avare duruşumdan
Kâbuslar çeker ancak derdimi yeryüzünde
Sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber
Ben her gece Mehdî türküsüyle çilekeş.
Ordular mı tutmuş iki yanını
Bir köprü var orada, kızıl kıyamet
Yüzüm bin parçaya bölünmüş ayna
Kimi bekliyorum yol kenarında
Her yerde karanlık darağaçları
Ne ay var içimde, ne de yıldızlar
Susuz koydu beni ırmak ve bulut
Çeşme başındayım, içemiyorum
Ah çürüyen ayaklarım, ellerim
Orada bir köprü var geçemiyorum
Dağlara vurayım kendimi artık
Ateş olsam, söndürüyor karayel
Kuş olsam, çare yok, uçamıyorum
Alevden bir fanus içinde ruhum
Orada bir pencere; açamıyorum