Seyma karasu

(Kabe Baskını) … 1979 yılının 20 Kasım sabahı… ,imam sabah namazını kıldırdı. … tespih çekip, dua ederken, birden silah sesleri duyuldu, üç beş derken çoğaldı. Mermiler tavanlara vuruyor, oradan oraya sekiyordu. … önünde de asker var, "Memnu!" dedi. … öğle oldu ama ezan okunmadı, …Baskını bitirmek için dışarıdan müdahale yapıldı. Birçok asker ve hacı öldü. … Türk işçileri "Biz üstten delik açıp gaz verelim" demiş. Bunun için 50-55 delik açmışlar. …gazdan hepsi bayılınca inip topladılar. …Olayın nedeni ise Mehdi falan değil bir aşiret reisinin hükümeti ele geçirmek istemesiymiş. … Ancak 14 gün sonra Kâbe'de güvenlik sağlandı ve Harem-i Şerif açıldı. Ben de Kâbe'nin her yerini dolaştım. … Karşılıklı atılan kurşunlardan Harem'in mermerleri paramparça olmuştu. Değiştirirken alt kısmına soğuk hava tertibatı döşeyip, güneşte ısınmayan mermerler koydular.
Sayfa 199·Kitabı okudu
Reklam
Eskiden delil usulü vardı. Yani Mekke sakinleri, hacıları misafir te etmek için geldikleri şehirlere göre aileleri ayarlar ve delili olurlardı. Delillik hakkını almak çok zordu. Birçok imtihan yapılırdı. Mesela "Aile, hacıları misafir etmeye müsait mi, onları muhafaza edebilecek mi, ihtiyaçlarını, ibadetlerini yerine getirmek için çalışacak mı?" gibi şartları yerine getirmeliydi. Delilin kendi evi yoksa kiralık ev ve hizmetkar tutar, tavafı yaptırır, duaları okuturdu. O yıllarda daha iyi ibadet edildiğini düşünüyorum. Çünkü delil herkesle teker teker ilgilenirdi. Hava meydanına gelince oradaki memurlar hangi memleket diye sorar ya da nüfustan bakarak "İstanbul hacısı şuraya" diye yerleştirirlerdi. Bizim hacılarımız da öyle yerleşti. Delillere Mekke'de mutavvıf/tavaf ettiren derlerdi. … Artık Türk hacılar için delilik kalktı.. Diyanet ve şirketler bu sorumlulugu üstleniyorlar.
Sayfa 177·Kitabı okudu
1950’lerden evvelki yıllarda hac yolu kapalıydı. Demokrat Parti iktidar olunca hac yolu açıldı ve gidilmeye başlandı. … 1953’te Kızılay ile ilk defa görevli olarak hacca gittim. Yolculuğumuz İstanbul vapuruyla yaptık.… Pazar günü İstanbul’dan yola çıktık.… Pazartesi sabahı İzmir’e demir attık ve oradaki hacıları aldık, sonra da Akdeniz’e çıktık. İki gün hiç kara görmeden cenuba geçtik. … Süveyş’i bir günde geçtik. İsmailiye şehrine uğradık. … Kızıldeniz‘i geçtik.… Ve pazar günü cidde limanına ulaştık.
Sayfa 174·Kitabı okudu
Menderes iktidarı bir ihtilal ile sonlandırıldı. O günleri hatırlıyor musun? İhtilal olunca bütün hükümet erkanını Yassıada’ya götürdüler. Her gece radyo gazetesinden sonra Demokrat Parti Hükümeti’nin yaptıkları kötülükler, yolsuzluklar, tarih ve numara verilerek anlatılır,…. Halkın büyük ekseriyeti üzüntü içindeydi. Seneler geçince bu haberlerin zamanın meşhur gazetecisine 75 TL verilerek yazdırıldığı anlaşıldı. Bir gün avukat, “hocam isteyenleri Yassıada mahkemelerini dinlemeye götürüyorlar” dedi. Babam üzüntüsünden gidemem deyince; ben giderim dedim. İzin kagitlarini getirdiler ve sabahleyin erkenden Dolmabahçe Camii’nin rıhtımına gittim. .. Yassıada .. yol boyunca kara, hava ve deniz askerleri birer birer ellerinde tüfeklerle dizilmiş duruyorlardı. Geniş mahkeme salonuna girip dinleyici sıralarına oturduk… Menderes o kadar zayıflamış ki ceketinin içinde kaybolmuş gibiydi. 
Sayfa 133·Kitabı okudu
Karartma günlerini yaşadığınız mı? Almanya Bulgaristan’a harp açınca Alman tayyareleri İstanbul’u bombalar diye karartma kararı çıktı. Pencerelere lacivert muşambadan perdeler asıldı. Perdesi olmayanlar battaniyeye geldi. … 40’ların sonlarına doğru harpten yeni çıkılmış, İstanbul’da dükkanlarda ihtikar yapılıyor, yiyecek maddeleri, gıdalar pahalı satılsın diye saklanıyordu. Hayat gitgide pahalılaştı, bir çok şey bulunmaz oldu. Ev fiyatları, kiralar da çok arttı.
Sayfa 131·Kitabı okudu
Reklam