Seyma karasu

Menderes iktidarı bir ihtilal ile sonlandırıldı. O günleri hatırlıyor musun? İhtilal olunca bütün hükümet erkanını Yassıada’ya götürdüler. Her gece radyo gazetesinden sonra Demokrat Parti Hükümeti’nin yaptıkları kötülükler, yolsuzluklar, tarih ve numara verilerek anlatılır,…. Halkın büyük ekseriyeti üzüntü içindeydi. Seneler geçince bu haberlerin zamanın meşhur gazetecisine 75 TL verilerek yazdırıldığı anlaşıldı. Bir gün avukat, “hocam isteyenleri Yassıada mahkemelerini dinlemeye götürüyorlar” dedi. Babam üzüntüsünden gidemem deyince; ben giderim dedim. İzin kagitlarini getirdiler ve sabahleyin erkenden Dolmabahçe Camii’nin rıhtımına gittim. .. Yassıada .. yol boyunca kara, hava ve deniz askerleri birer birer ellerinde tüfeklerle dizilmiş duruyorlardı. Geniş mahkeme salonuna girip dinleyici sıralarına oturduk… Menderes o kadar zayıflamış ki ceketinin içinde kaybolmuş gibiydi. 
Sayfa 133·Kitabı okuyor
Reklam
Karartma günlerini yaşadığınız mı? Almanya Bulgaristan’a harp açınca Alman tayyareleri İstanbul’u bombalar diye karartma kararı çıktı. Pencerelere lacivert muşambadan perdeler asıldı. Perdesi olmayanlar battaniyeye geldi. … 40’ların sonlarına doğru harpten yeni çıkılmış, İstanbul’da dükkanlarda ihtikar yapılıyor, yiyecek maddeleri, gıdalar pahalı satılsın diye saklanıyordu. Hayat gitgide pahalılaştı, bir çok şey bulunmaz oldu. Ev fiyatları, kiralar da çok arttı.
Sayfa 131·Kitabı okuyor
… II. Dünya Savaşı’nda neler yaşadınız? … hükümet tedbir olarak köylünün buğdayını almak istedi. Bunun için de Toprak Ofisi kuruldu. İstanbul’a.., ekmek karneye bağlandı. Bir günlük pul yarım ekmekti. Daha sonra 4/1 ekmeğe bile indi. Bir ara ekmekler küçüldü, 4/1 ekmek 150 grama geldi. Çörek, simit, un birden karaborsaya düştü, leblebi bile bulamazdık. … Muhtara karneler gelir, nüfus kağıdına göre ekmek karnesi verilir. ... Karneler aylık olur, her ay yenilenirdi. Karnede 30 tane pul vardı, her gün bir tanesi koparılırdı. Kahve dışarıdan gelirdi, ticarette bozulduğu için fındık kabuğunu kavurur sonra çeker kahve diye içerlerdi. Şeker de karneye bağlandı. ..un, şeker, gaz almak için kuyruğa girerdim. ..bu durum 1942 lerde başlayıp 3 sene devam etti. … lisedeyken kardeşimde okuyacak diye kitaplarımı eskitmez, üzerlerini çizmezdim. Kurşun kalemi çok açmam, idare eder, küçülür küçülür, sonununda kağıt sararak uzatır, böyle idare ederdim.
Sayfa 130·Kitabı okuyor
Eskiden oturulan evler çabuk değiştirilmezdi. Ekseriyetle iki, üç kuşak orada oturmuş aileler vardı. Onun için eski mahallelerde herkes birbirini, komşularını tanırdı. Otokontrol vardı. Mahallenin delikanlısı, namusu korur; hırsız, yabancı, zarar verecek insanlar mahalleye giremezdi. … Elbiseler yaz başında, günlük ve temizlik olmak üzere iki çeşit basmadan, Poplinden, ipekten seçilir, temizlik elbisesi, ertesi seneye günlük olurdu. … Mahalleli ve komşular uzun kış gecelerinde toplanırdı. Bazen bize gelirler, eğer yakın akraba dayım falan, kadın erkek beraber oturulurdu. Komşu hanımlar gelmişse babam çalışma odasına çıkar, biz hanımlar çoluk çocuk beraber otururduk. İşte o zaman fincan, yüzük oyunu oynanır, bilmeceler söylerdik.
Sayfa 118·Kitabı okuyor
Sınıf arkadaşlarınızla hocalarınızı ziyarete gider miydiniz? … asistan olduktan sonra gitmeye başladık. Hocamız …’ bayramın ikinci günü gelin.’ derdi. … bütün asistanlar, baş asistanlar, doçentler oradaydı. Ben biraz uzakta pencerenin kenarındaki kanepeye oturdum. Biraz sonra ikram geldi. Uzun bardakların içinde sarı bir su; kokteyl olabilir diye şüphelendim. Neyse herkes aldı, fakat babası imam olan bir arkadaş almadı. Bunun üzerine diğerleri ne şakalar, ne takılmalar yaptı. “Canım bu imam suyu!’ diyip gülüyorlardı. Ben böyle bir duruma düşmek istemedim, onların alaylarına cevap veremezdim … o yıllarda bayramlarda likör vermek adet olmuştu.
Sayfa 112·Kitabı okuyor
Reklam