Hz. Peygamberin (s.a.s.) …
"Emanete riayet etmeyenin imanı yoktur; ahde vefa göstermeyenin ise dini yoktur." (İbn Hanbel, III, 134)
"Bana kendi adınıza altı şeyin güvencesini verin, ben de size cennetin güvencesini vereyim: Konuştuğunuzda doğru söyleyin, söz verdiğinizde sözünüzü tutun, size (bir şey) emanet edildiğinde ona riayet edin, iffetinizi koruyun, gözlerinizi (bakılması yasak olandan) sakının ve ellerinizi (haramdan) çekin." (İbn Hanbel, V, 323)
Peygamberimizin (s.a.s.) bildirdiğine göre verdiği sözde durmak müminin, sözünde durmamak ise münafığın alametidir. Baştan sona bütün hayatı bu konuya dair örneklerle dolu olan Efendimizin (s.a.s.) hepimizin aklına kazınan davranışı ise Hudeybiye Antlaşmasından hemen sonra Müslüman olduğu için işkence gördüğü gerekçesiyle Müslümanlara sığınan Ebu Cendel'i, az önce müşriklerle imzaladığı bir anlaşma gereğince onlara iade etmesidir. Peygamberimizin (s.a.s.) görünürde Müslümanın aleyhine olarak bir müşrike verdiği sözü dahi bozmaması, bu konuda hepimize yetip de artacak bir örnekliktir. (Olayın detayları için siyer kaynaklarına başvurmanız özellikle tavsiye edilir)
Zekâtın şefkat, orucun irade, namazın tevazu ve boyun eğiş sağladığı açıktır. Manası akıl tarafından idrak edilen davranışlara insan tabiatı biraz da olsa meyleder; bu mailde o emirlere uymasını kolaylaştırır.
…hac… Zira onda tam bir teslimiyet vardır. İbrahim’in, İsmail’in ve Hacer’in teslimiyetinin kuşaklar boyunca insanlığa aktarıldığı bir mecradır hac…
Nasıl aşık maşukunun uzaktan yakından ilgili olduğu her şeye müştaksa, Allah aşığı olan da Rabbe izafe edilerek “Beytullah“ denmiş olan Kâbe’ye sırf bu izafet sebebiyle müştaktır.
Belki de bu yüzden tavaf edenleri, bir anlığına da olsa sevdiğini görebilmek için evinin etrafında dönüp duranlara benzetirim.