Karanlık içinde kaldığı vakit: '...Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez zâlimîn, (Enbiyâ, 87.) 'Senden başka ilah yoktur. Seni tenzih ederim, muhakkak ki ben zalimlerden oldum' demişti." (Tirmizî, De'avât, 82.)
… Hz. Yûnus'un duasında hatasını itiraf ettiğini görüyoruz: "Ben gerçekten kendine zulmedenlerden oldum." Hata yaptıktan sonra hatasını telafi edebilen birinin öz farkındalık becerileri gelişmiş, dürüst ve sorumluluk bilinci yüksek kişiler olduğunu söyleyebiliriz. Hatasını kabul edebilen bireylerin travma sonrası daha hızlı büyüyebildiği yani yaşama daha hızlı uyum sağlayabildiği ve işlevsellik kazandığı bilinen bir gerçek. Fiziksel karanlığı aydınlatan ilk ışık, kişinin kendi karanlığını kabul etmesidir.
… Her karanlık bizi karanlık içinde bırakmak için gelmez; kimisi ışığın kıymetini öğretir, kimisi kendi kıymetini gösterir, kimisi de bizi doğuma hazırlar. O karanlıkta …Hz Yunus gibi Allah'ın ismini mi yüceltiyoruz yoksa kendimizi mi küçültüyoruz?
Hz. İsmail'le beraber tek başına, aç susuz bir halde kalınca Safâ ve Merve tepeleri arasında koşuyor ya…sonra Hz. İsmail'in ayaklarının dibinden zemzem fışkırıyor. …Hz. Hâcer, çölde oğluyla tek başına kaldığı zaman şiddetli susuzluk çekmeye başlıyor. Çaresizliğin verdiği kuvvetle, belki birilerini görürüm, …yardıma çağırırım düşüncesiyle başlıyor Safâ ve Merve tepeleri arasında koşmaya. Bir o tepeye, bir bu tepeye. Az önce o tepeden kimseyi görememişti. Olsun bir daha baksın. Belki bu sefer birilerini görür. Koşar durmadan ama ne çare! Yardıma gelecek kimseler yoktur. …
Olayın güzelliği şu ki su, toprağın altından çıktı. … Halbuki Hz. Hâcer yardım için birilerini görmeyi, bulmayı umuyordu. Ama su bambaşka bir kaynaktan geldi. Mücadele ettiği, koştuğu yani dua ettiği yerle yardımın geldiği yer çok farklıydı birbirinden. Bu durumda toprağın altından çıkan suyun, Hz. Hacer'in koşma eyleminden bağımsız olduğunu iddia edebilir miyiz? Hz. Hacer, o an yapılması gereken ne varsa onu yaptı. Muhakkak ki kalp ve dil duasını etti. Sonra koştu. ..çünkü sadece onu yapabilirdi.
Günümüz insanının yaşadığı en büyük sıkıntı derdin ağırlığı değil, geçmiş ve geleceğin arasında sıkışmışlığın verdiği çaresizlik hissidir.
Artık içinde travma kelimesi geçmeden cümle kuramayan modern insan, sadece kendi geçmişi ya da travmalarını değil, atalarından aktarıldığını düşündüğü travmaları bile çözmek zorunda kendini hissediyor.
Bir geçmiş değil, onlarca geçmişle mücadele etmesi gerekiyor…
Allah’ım! Gelecek için kaygılanmaktan ve geçmiş için üzülmekten sana sığınırım. Acizlikten ve tembellikten sana sığınırım. Korkaklıktan ve Cimrilikten sana sana sığınırım. Borcumu ödeyememmekten ve insanların kahrından sana sığınırım.
(Hz. Muhammed)