Seyma karasu

Telaşla, zamanı kovalar gibi içinde yerleşemeden akar vaziyette olmak ve taşıyabileceğinden fazlasını yüklenmek yalnız hissettiriyordu. "Yalnız kalmayı seviyorum ama yalnız bırakılmış hissetmeyi değil." Yine kendi kendisine konuşmuştu. …
Sayfa 30·Kitabı okudu
Reklam
… terapi gibi bir yolculuğa çıkmak için ümit etmek gerekiyor.
Sayfa 29·Kitabı okudu
İnsan yeter ki dönüp baksın, okumaya niyet etsin, manalar açılmaya başlarmış. … … insanın içindeki en büyük meraklardan biri ise kendisine dair merakıdır. Astroloji, fallar, karakter testlerine olan düşkünlükler insanın kendisini görmeye ve bilmeye olan arzusuyla ilişkilidir. Ancak kendisini her yönüyle gördüğü gerçek bir yüzleşme ve o yüzleşme neticesinde sorumluluğunu alıp bireyleşmesi yani terapi süreci sancılı bir süreçtir. Çünkü emaneti taşıyan kalp hamiledir. Sancılar ise doğum içindir. Nihayetinde doğum sonrası bebeğinizi (kendinizi) kucağınıza aldığınızda ise çekilen sancılar unutulur çünkü hepsine ve her şeye değer.
Sayfa 8·Kitabı okudu
… insanları sürekli bağış bağış bağış diye sıkıştıramazsınız. Finansal durumları uygun olabilir, olmayabilir. …Bu yüzden geçmişte vakıflar kurulmuştu. Mescidin yanına mesela bir pazar yeri yapılır ve pazarın gelirleri mescide gelir. Bu sayede işler yürür ve para için insanlara yalvarmak zorunda kalmazsınız. Eğer vakfınız varsa İslamî kurumunuz finansal olarak bağımsız olur. … Benim samimi duam tüm Müslüman kurumların bunu halledebilmesi, bağımsız, şeffaf ve bütünlük taşıyan bir yapı haline gelebilmesidir.
Sayfa 224·Kitabı okudu
İncil'den bir pasaj: "Onun ağzına kendi kelimelerimi koyacağım ve o da onlara benim emret ettiklerimi konuşacak(Yasanın tekrarı 18 -İncil) … Kur'an da diyor ki:(Necm, 3-4) O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz.Ağzını kendi isteğiyle açmaz. O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir. Söylediği, o’na indirilen vahiyden başka bir şey değildir. …Hz. Musa'ya okuması için Tevrat verilmişti ama kelimeler onun ağzına konulmamıştı; ona tabletler, elvah verilmişti ve okuması bekleniyordu. Yani vahiy ona fiziksel olarak verilmişti. …Hz. Muhammed okuma bilmiyordu, dolayısıyla kelimelerin direkt ağzından gelmesi gerekiyordu. O (sav) hevasından konuşmaz. "Onun ağzına kendi kelimelerimi koyacağım ve o da onlara benim emrettiklerimi konuşacak. O kadar harika bir ayet ki! Ve bugün bile İncil'de geçiyor.
Sayfa 203·Kitabı okudu
Reklam