Şeytana uymak"
tabiri kişiliği kötülükle özdeşleştirmemek açısından son derece isabetlidir. "Sen kötü bir insansın, ahlaksızlık yaptın." demek yerine "Şeytana uydun, bunu sana şeytan yaptırdı; yoksa sen kötü biri değilsin." demiş oluyoruz. Bu çok önemli bir noktadır.
Israrla kullanılan suçlayıcı bir dil, bir süre sonra suçun, o karakter tarafından benimsenmesine ve kendisi hakkında
"Ben zaten böyle biriyim." zannını sahiplenmesine sebep olur.
Çocuklarımızın ahlak eğitimi konusunda genelde iş işten geçtikten sonra harekete geçeriz. … karakterin … tamamlandığı dönem ergenlik öncesidir.
Evs ve Hazrec Arapları daha iyi bir eğitim alsın diye bazı çocuklarını Yahudilere vermiş. … Hicretten sonra bu aileler Müslüman olunca "Biz ne yaptık, gidelim çocuklarımızı alalım. Bizim çocuklarımız Yahudi oldu." demiş ama çocuklar Yahudi kültürü ve terbiyesiyle yetiştikleri için ailelerine geri dönmek istememişler. Zorla almaya kalkmışlar. Bunun üzerine ayet nazil olmuş:
"Dinde zorlama yoktur. Doğru eğriden açıkça ayrılmıştır. Artık kim sahte tanrıları reddeder de Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah her şeyi işitir ve bilir." (Bakara, 256)
Karada gemi yapan Hz. Nuh'un kıssası, etrafın lafına değil işine bakmanın sembolüdür. Eleştiriler yapıcı değil de bizi yaptığımız işten vazgeçirmeye, pısırıklaştırmaya, ezik hissettirmeye yönelikse ve kendimizi güçlü bir Müslüman olarak hissetmemize engel oluyorsa bunları dikkate almamayı öğrenmek için Hz. Nuh'u ve Hz. İbrahim'i hatırlamak bize çok yardımcı olacaktır.