İnsanı hata yapmaktan koruyan iyi niyeti, vatanseverliği yahut dindarlığı değildir, hesap verebilirliğidir.
Kur'an-ı Kerim'in ilk sûresi olan Fatiha'da "yevmiddin" (din günü) diye geçiyor. Din kelimesinin Arapça karşılığı "hesap vermektir. Dolayısıyla din günü derken hesap gününü ifade ediyor. Yani "İyilerden mi olacaksın, kötülerden mi? Din gününü, hesap gününü düşün." diyor. Hepimizin içinde küçük bir Firavun vardır. O Firavun, ortamını bulduğu zaman insana etrafındaki şeylerle başarı körlüğü yaptırıyor.
Bir gün Mevlânâ'ya talebelerinden biri Firavun'u öyle kötülüyor ki Mevlânâ sonunda şöyle diyor: "Firavuna verilen imkânlar verilseydi sen sana Firavun olmayacak mıydın?"
Allah bize O'na kafa tutma özelliği vermiş, bu yüzden içimizde potansiyel bir Firavuna sahibiz ama bu duygumuzu terbiye etmeliyiz. Peygamber Efendimiz bir savaştan dönerken "Küçük cihat bitti, şimdi büyük çihat başlıyor," buyuruyor. "Büyük cihat nedir ey Allah'ın Resü lü?" diye sorduklarında "Nefisle cihat,” diyor. İçimizdeki kötücül parçayla cihadı kastediyor. Zira insanın içinde hem iyicil hem de kötücül parça vardır. Hayvan Çiftliği'ndeki bu hayvanlar da kötücül parçanın kanser gibi nasıl yayıldığının çok güzel örneğidir.