Edebiyatımızın ilk psikolojik romanı Eylül. Gayet başarılı bir şekilde kaleme alınmıştır. Eserde asıl anlatılmak istenen Suat ve Necip'in yasak aşkı. Süreyya ve Suat 5 yıllık evlidirler. Suat eşine çok değer verip,itaat eden bir kadındır. Bu durum Süreyya'nın hala oğlu Necip tarafından fazlasıyla takdir edilen ve imrenilen bir durumdur. Süreyya , Suat'la beraber bir yalıya taşınmak ister, gereken parayı bulup aile evinden ayrılıp yalıya taşınırlar. Yalıya taşındıklarında Necip sık sık evlerine gitmeye başlar. Bu gidiş gelişle beraber Necip'te Suat'a karşı ilgi başlar. Suat, Necip'le olan ortak yönlerinden ve kocasının ona olan az ilgisinden dolayı Necip'e ilgi duymaya başlar. Bunun üstüne kışı yalıda geçireceklerken bir anda köşke geri dönme kararı alırlar. Köşke dönerler ama Suat çok mutsuzdur. Aile içinde kendisinin anlaşılmadığını, yalnız kaldığını düşünür. Daha sonra Necip'le aşkının yanlış olduğunu kabullenir ve bunu Necip'le konuşur. Necip bunun üzerine çaresizce köşkü terk eder. Bir eylül ayında köşkte yangın çıkar ve Suat içeride kalır. Süreyya seslenmek dışında bir hamle yapmazken Necip Suat uğruna kendini ateşe atar. Tavanın çökmesiyle Suat ve Necip ateşler içinde kalıp can verirler.