Batuhan

Batuhan
@BAHUAN
Yaşanamamış, yaralı bir çocukluk...
8/10
·282 syf.·
2025 23. kitabı
Aleksey’in çocukluğu, kelimenin tam anlamıyla “yaşanmış” bir çocukluk değil; aslında yaşanamamış, yaralı bir çocukluk. Ama onun hikayesi, bu yaralı ruhun nasıl direndiğinin, kendi hayatını kurmaya çalıştığının anlatısı aynı zamanda. Bir çocuğun büyüme hikâyesi gibi dursa da aslında yaşanamamış bir çocukluğun, sevgisizliğin ve hayatta kalma çabasının hikâyesi. Aleksey’in yaşadığı acılar o kadar sade ama etkili anlatılmış ki, okurken insanın içine işliyor. Dönemin Rusya’sındaki aile yapısını, kadınların ezilmişliğini ve çocukların yük haline getirildiği bir düzeni gözler önüne seriyor. Gorki’nin dini sorgulamaları, dedesi ve ninesinin Tanrı anlayışları üzerinden çok güzel işlenmiş. Özellikle Tanrı’yı, insanların karakterine göre tanımlama hali bana çok düşündürücü geldi. Bazı karakterler var ki, sadece Gorki’nin çocukluğunda değil, her dönemde karşımıza çıkabilir. Ezilmiş, görmezden gelinmiş ama yine de direnmek zorunda kalmış insanlar… Onları okurken insan ister istemez üzülüyor çünkü o hayatlar sadece geçmişin değil, bugün de var olan gerçekler.
1000Kitap
ÇocukluğumMaksim Gorki · İş Bankası Kültür Yayınları · 201419,6bin okunma
Reklam
8/10
·50 syf.·
2025 15. kitabı
Bazı Yollar Sessizdir Okurken fark ettim, bazen karar dediğimiz şey aslında sadece mecburiyetin başka bir yüzü. Kendi kendimize kurduğumuz o cümleler… “Yapmalıyım. Gitmeliyim. Gerekli.” Belki de gerçekten gerekli değildir ama o an, o şartlarda, insan başka türlüsünü yapamayacak gibi hisseder. İçinden bir şey baskı yapar — görünmez, ama çok güçlüdür. Böyle zamanlarda çoğu insan yola çıkar. Gözünün önünde hiçbir şey yokken bile içi rahatsızdır. Kalmak da zor, gitmek de. Ama insan genelde gitmeyi seçer. Belki bir şeyleri görmek, belki görmeden inanamadığı için. Çünkü bazen bir şeyin anlamsızlığını anlayabilmek için onunla burun buruna gelmek gerekir. Ve işte en çok da burada büyür insan. Gitmeye mecbur sandığın yolların, aslında sadece zihnindeki bulanıklığın bir ürünü olduğunu fark ettiğinde... O zaman geri dönmek de, orada kalmak da başka bir anlama bürünür. Çünkü artık seçim yaparsın. Artık bildiğinle değil, gördüğünle karar verirsin. Bazı fark edişler, kısa sürmez. Bazı kararlar, çabuk verilmez. Ve bazen, doğru bildiğin bir şeyin içini doldurmak için uzun bir yolculuğa çıkarsın. Gerekli midir? Belki. Belki de sadece insanca.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202174,9bin okunma