Bütün bu kara günün saatlerini şehrin hayat didinmeleri içinde, ağlamak, hemen bir yere çöküp yığılmak arzularını bastıra bastıra geçirmiştim ve öyle ertelenemeyecek işlerin zincirine dolanarak gecikmiştim ki ancak son vapura yetişmek mümkün olacaktı.
Kitaba adını veren ve son kısımda yer alan hikaye ciddi manada beğendiğim bir hikaye oldu gerçekten ustaca tanımlamalara sahip genel anlamda da okunabilir ve belli bir seviyenin bariz üstünde ancak çocuk evlilikleriyle ilgili rahatsız edici tabirlerin olduğu bir kısım da mevcut o dönemde belki normal olsa da kabul etmek mümkün değil. Özellikle beğendiğim bir betimleme ve anlatım var ki günlük hayatı çok güzel ifade eden ve muhtemelen herkesi düşündürüp, kendilerini hayatın devamlılığında nereye konumlandırdıklarına bakmalarını sağlayacak bir cümle. Kitabı okudum ama... derken o cümleyi okuyunca kararım değişti. İşte o cümle:
"Bütün bu kara günün saatlerini şehrin hayat didinmeleri içinde, ağlamak, hemen bir yere çöküp yığılmak arzularını bastıra bastıra geçirmiştim ve öyle ertelenemeyecek işlerin zincirine dolanarak gecikmiştim ki ancak son vapura yetişmek mümkün olacaktı. Halid Ziya Uşaklıgil "