Kafka'nın tüm evrene açtığı amansız davanın sonunda da bunu buluyorum. Kafka'nın inanılmaz "hükmü" köstebeklerin bile umut etmeye kalktıkları bu çirkin ve altüst edici dünyayı temize çıkarır.
Dava ile Şato aynı yönde gitmezler. Birbirlerini tamamlarlar. Birinden öbürüne doğru gerçekleştiğini görebileceğimiz belirsiz ilerleme kaçış alanında büyük bir fethi belirtir. Dava bir sorun koyar ortaya, Şato belirli bir ölçüde bunu çözer. Birincisi, nerdeyse bilimsel bir yönteme göre ve sonuca bağlamadan betimler. İkincisi belirli bir ölçüde açıklar. Dava tanıyı koyar, Şato bir iyileştirme tasarlar. Ama burada sunulan ilaç iyileştirmez. Yalnız hastalığı normal yaşama sokar. Onu benimsememize yardım eder.
Kafka, uyumsuzu belirtmek istediği zaman, tutarlılıktan yararlanır. Banyoda balık avlayan delinin öyküsünü biliriz: akıl hastalarını iyi etmede kendine özgü düşünceleri olan bir hekim sormuş: "Ya balık oltaya gelirse?" Sert bir yanıt almış: "Hadi oradan, budala, burası banyo." "Barok" türden bir fıkra bu. Ama uyumsuz etkinin bir mantık aşırılığına ne kadar bağlı olduğu burada elle tutulur biçimde kavranıyor. Kafka'nın dünyası anlatılmaz bir evrendir, insan burada hiçbir şey çıkmayacağını bile bile banyoda balık avlamak gibi işkenceli bir lükse sapar.
İnsan yüreğinin yalnızca kendini ezeni yazgı diye adlandırmak gibi kötü bir eğilimi vardır. Ama mutluluk da kaçınılmaz olduğuna göre, ussal dayanaktan yoksundur.
Ne olursa olsun, göz önünde tutulması gereken, mantıksal ile gündeliği "trajik"te birleştiren şu gizli elbirliğidir. İşte bu nedenle Dönüşüm'ün kahramanı Samsa bir gezgin satıcıdır. İşte bu nedenle kendisini bir pis böcek yapan görülmedik serüvende canını sıkan tek şey işine gidememesi yüzünden patronunun keyfinin kaçaсаğıdır. Ayakları, boynuzları çıkar, belkemiği eğrilir, karnı ak ak beneklenir-buna şaşmadığını söylemeyeceğim, etki yitirilirdi o zaman- ama ona "hafif bir sıkıntı" verir bu. Kafka'nın tüm sanatı bu küçük ayrımdadır. Temel yapıtı Şato'da günlük yaşamın ayrıntıları ağır basar, gene de hiçbir şeyin bir sonuca varmadığı, her şeyin yeniden başladığı bu garip romanda belirtilen şey, kurtuluşunu arayan bir ruhun temel serüvenidir. Sorunun edime çevrilmesi, genelin ve özelin bir araya gelmesi, bunlar tüm büyük yaratıcılarda rastlanan küçük yapmacıklarda da görülür. Dava'da kahramanın adı Schmidt ya da Franz Kafka olabilirdi. Ama Joseph K.'dır. Kafka değildir, gene de odur. Orta halli bir Avrupalıdır. Herkes gibidir. Ama bu ten denkleminin x'ini koyan, K. kendiliğidir de.