BAY X

Neden kendini öldürmeli insan, neden özgürlüğü fethettikten sonra bu dünyayı bırakmalı? Çelişkin bir şey bu. Kirilov iyi bilir bunu, şöyle ekler: "Bunu duyuyorsan, bir çarsın ve, kendini öldürmek şöyle dursun, şanın doruğunda yaşayacaksın." Ama insanlar bunu bilmezler. "Bunu" duymazlar, Prometheus'un zamanında olduğu gibi, kör umutlar beslerler içlerinde.Kendilerine yol gösterilsin isterler, kalıplaşmış öğütlerden vazgeçemezler.
Sayfa 124 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Üç yıl boyunca tanrılığımın niteliğini aradım ve buldum," der Kirilov. "Tanrılığımın niteliği bağımsızlıktır." Şimdi Kirilov'un öncülünün: "Tanrı yoksa, ben tanrıyım" sözünün anlamı belirginleşiyor artık. Tanrı olmak bu yeryüzünde özgür olmaktır yalnızca, ölümsüz bir varlığa hizmet etmemektir. Her şeyden önce de tüm sonuçları bu acılı bağımsızlıktan çıkarmaktır kuşkusuz. Tanrı varsa, her şey ona bağlıdır ve istemine karşı hiçbir şey gelmez elimizden. Yoksa, her şey bize bağlıdır. Nietzsche için olduğu gibi, Kirilov için de Tanrı'yı öldürmek, kendisi Tanrı olmaktır. Kutsal Kitap'ın söz ettiği ölümsüz yaşamı bu yeryüzünde gerçekleştirmektir.
Sayfa 124 - Can Yayınları·Kitabı okudu
En uyumsuz insan durumunu gerçekleştirmiş olduğu için kusursuz insandır. Tanrı-insan değildir, insan-Tanrı'dır. Her birimiz onun için çarmıha gerilebilir, aldatılabiliriz, bir dereceye kadar da öyleyiz.
Sayfa 124 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Kirilov da daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Stavrogin'in bir sorusu üzerine, bir Tanrı-insandan söz etmediğini açıkça belirtir. Bunun İsa'dan ayrılmak kaygısından geldiği düşünülebilirdi. Ama gerçekte onu da kendine bağlamak söz konusudur. Gerçekten de, Kirilov, bir an, ölen İsa'nın kendini cennette bulmadığını tasarlar. O zaman çektiği işkencenin boşuna olduğunu anlamıştır. "Doğanın yasaları İsa'yı yalanın ortasında yaşattı ve yalan için öldürttü," der mühendis. İsa yalnız bu anlamda tüm dramını kişileştirir.
Sayfa 123 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Dostoyevski'nin tüm kahramanları yaşamın anlamını sorgularlar. Çağcıllıkları buradadır; gülünç olmaktan korkmazlar. Yeni duyarlığı klasik duyarlıktan ayıran şey, berikinin ahlaksal, ötekininse metafizik sorunlarla beslenmesidir. Dostoyevski'nin romanlarında, sorun öyle bir şiddetle ortaya atılmıştır ki, ancak aşırı çözümler getirebilir. Varoluş yalandır ya da durasızdır. Dostoyevski bu incelemeyle yetinseydi, filozof olurdu. Ama düşüncenin bu oyunlarının bir insan yaşamında doğurabileceği sonuçlar inceler, sanatçılığı da buradadır. Bu sonuçlar arasında sonuncusu. Bir Yazarın Günlüğü'nde kendisinin mantıksal intihar diye adlandırdığı şey çeker onu. Gerçekten de Aralık 1876 tarihli bölümünde "mantıksal intihar" uslamlamasını tasarlar. Ölümsüzlüğe inanmayan bir kimse için insan yaşamının tümden uyumsuz olduğuna inanmış olduğundan, umutsuz kişi şu sonuçlara varır: "Mutluluk konusundaki sorularıma yanıt olarak, bilincimin aracılığıyla, ancak büyük bütünde, uyum içinde mutlu olabileceğim, anlayamadığım, hiçbir zaman da anlayacak duruma gelmeyeceğim bildirildiğine göre, bu açık..."
Sayfa 121 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Reklam