"Vaktin oğlu mu?" demişler, şaşırmışlar.
"Biz ona 'ibn-ül vakt' deriz. Ancak bu hâle erişenler aldıkları nefesi hissedebilirler, ciğerlerinin her köşesinde... Böylece, kalbin her atışı bir hayra alâmet olur."
Peygamber Efendimiz ise bütün gece namaz kıldı ve Allah'a duâ etti. Nitekim Hazret-i Ali şöyle demektedir:
"İyi biliyorum, Bedir günü Allah Rasûlü hariç hepimiz uyumuştuk. Rasûl-i Ekrem Efendimiz ise sabaha kadar bir ağaç altında namaz kılıp ağlamıştı." (İbn-i Huzeyme, II, 52)
Allah Rasûlü şafak sökünce de:
"Ey Allah'ın kulları! Namaza!" diyerek seslendi ve sabah namazını kıldırıp müslümanları cihâda teşvik buyurdu. (Ahmed, I, 117)
Bilhassa veren, alana karşı bir teşekkür edâsı içinde olmalıdır. Çünkü onu farz olan bir borçtan kurtarıp ecre nåil eylemektedir. Verilen sadakalar ise, aynı zamanda, veren kişiyi hastalık ve musibetlere karşı koruyan birer siper-i saikadır.
Cenâb-ı Hakk'ın dünya nîmetleri içinde sadece mal ve evladı "fitne" olarak zikretmiş olması, burnların kalbe girerek âdeta putlaşması tehlikesine binaendir.