...maddî ilerleme, düşünce ve karar aşamasından eylem alanına geçmeyi zorunlu kıldığı gibi; manevî ilerleme de kalbe yerleş miş imanın bireyi ve çevresini güzel davranışlarla aydınlatma-sıyla mümkündür.
"Ey ölümden korkup kaçan can! İşin aslını, sözün doğ rusunu istersen, sen aslında ölümden korkmuyorsun, sen kendinden korkuyorsun."
"Çünkü ölüm aynasında görüp ürktüğün, korktuğun, ölümün çehresi değil, kendi çirkin yüzündür. ..."
Tasavvuf tarihinin büyük şahsiyetlerinden Süfyân-ı Sevrî Hazretleri'nin şu hâli de pek ibretlidir:
Süfyân-ı Sevri Hazretleri'nin geriç yaşta beli bükülmüştü. Sebebini soranlara şöyle derdi:
"-Kendisinden ilim tahsil ettiğim bir hocam vardı. Vefatı esnasında ona telkînde bulunduğum hâlde kelîme-i tevhîdi geti-remedi. Bu hali görmek, benim belimi büktü."