"Sakın! Sakın gitme baba!" Düşük perdeden, hüzünlü bir şarkı gibi çıkmıştı sesim. Yalvarmanın en hüzünlü notalarında gezinen bir inilti. Gitmesini istemiyordum. Bir daha gitmesine dayanamazdım.
Sesini unutmayı çok istemiştim, unutmamıştım. İnsan görüntüler dünyasında dilediği gibi at koşturabiliyor, bir olayı zaman sıçramasıyla ilgisiz bir başka olaya bağlayarak anılarını değiştirebiliyor ama sesleri değiştiremiyor, iyi biliyorum bunu.