Rus Klasikleri ile ilgili birçok görüş ve değerlendirme vardır. Özellikle Amerika ve Avrupa toplumları olmak üzere ciddi bir kesim Tolstoy (o da bir nebze) hariç, hiçbir Rus yazarı ve eserini edebi klasik olarak değerlendirmezken; Türkiye, Balkan Ülkeleri, Çin gibi nüfus olarak azımsanamayacak topluluklara sahip ülkelerin toplumlarında ise ilahlaştıracak kadar kıymet görürler.
Tabi bu değerlendirmelerde siyasi manipülasyonların etkili olduğu kadar; ideolojik kaygıların da etken olduğu göz ardı edilmemelidir. İşin en garibi ise Rusya'nın en önemli eleştirmenlerinin bile dile getirdiği "Rus eserlerinin bu kadar popüler olmasına anlam veremiyorum." söylemleridir. Esasen toplumsal olarak benzerliğimiz bu noktada da ortaya çıkmaktadır. Türk Edebiyatının hak ettiği değeri, kıymeti nasıl bizler gösteremiyorsak; belli ki aynı durum Ruslarda da görülmektedir.
Bugün goodreads'in tüm zamanların en iyi klasikleri oylamalarına baktım. İlk 100 eser içerisinde sadece ama sadece bir tane Rus Klasiğini görebildim. O da "Suç ve Ceza".
Rusya ve kıyas hastalığına kapılmış bizim gibi toplumlar Tolstoy / Dostoyevski kıyaslaması üzerinden sözde bir entelektüellik yarışı içerisindeyken, dünyanın Rus Klasiklerine gösterdiği, daha doğrusu göstermediği ilgiden ötürü müthiş üzüldüm.
Ayrıca Freud'un psikanaliz öğretisinin temeline Dostoyevski'yi yerleştirmesi, birçok doğu felsefesinin kaynak olarak Tolstoy'u belirlemesi ise dünyanın içerisinde bulunduğu paradoksların başında gelmektedir.
Sevmemek, tarzını beğenmemek veyahut o dönem işlenen konuları doğru bulmamak herkesin en doğal takdir hakkıdır; lakin bir takım baskılamalar ve yönlendirmeler sonucu "popüler olan, iyidir" mantığı ile rating sistemlerinin dejenerasyonu altında Rus Klasikleri için "edebi" niteliği zayıftır demek, en hafif