Tek tek her birimizi mutlak anlamda bir hava boşluğuna , dışarıya tümüyle kapalı bir odaya hapsetmekle , sonunda dudaklarımızın açılmasını sağlayacak baskının dayak ve soğuk aracılığıyla dışarıdan değil , ama iç dünyalarımızdan kaynaklanması amaçlanmıştı.
Bize hiçbir şey yapmadılar- sadece bizi en mutlak anlamda hiçliğin içerisine yerleştirdiler. Çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey, insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayamaz .