Tek tek her birimizi mutlak anlamda bir hava boşluğuna , dışarıya tümüyle kapalı bir odaya hapsetmekle , sonunda dudaklarımızın açılmasını sağlayacak baskının dayak ve soğuk aracılığıyla dışarıdan değil , ama iç dünyalarımızdan kaynaklanması amaçlanmıştı.
Bize hiçbir şey yapmadılar- sadece bizi en mutlak anlamda hiçliğin içerisine yerleştirdiler. Çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey, insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayamaz .
İnsan yaşamıyla sanatın birleşeceği nihai nokta sıradanlıktır. Sıradanlığı küçük görmek, sahip olamayacağın şeyi hor görmektir. Bir kişi sıradanlıktan korkuyorsa bu onun yetişkin olmadığının kanıtıdır.
Yaşadıları kadar düşünüyorlardı artık ve tanrı hızla mevsim resimleri çiziyordu dışarıda; insanları her tabloda kullanıyor , yüzleri ancak kendisinin okuyabileceği çizgilerle dolduruyordu .
Yaşamlar gibi gerçeklikler de bireyin beklentilerine göre farklılıklar gösterir . Kendi gerçekliğimizi kendimiz yaratırız . Çünkü her birimiz aynı şeye farklı açılardan bakarız.