BFLY

“ Öldüğünde doğmadan önce neysen o olacaksın. Ve adını hatırlayan son kişi öldüğünde hiç doğmamış olacaksın.”
Reklam
Bir ayda 30 kitap okudum reklamı yapanlara söylüyor :))
Nasıl ki aldıgımız gıdalar bizi yemekle degil sindirimle beslerse. Eğer bir kimse daha sonra üzerinde durup düşünmeksizin sürekli okursa okudukları kök salmaz, büyük bölümü itibariyle kaybolur. Gerçekten de bedensel gıdalarımızla zihinsel gıdalarımız arasında durum hemen hemen aynıdır.
Alıntı
Kitapları edinmek katiyen sadece para veya uzmanlıkla alakalı değildir. Bu iki faktör bile biraz akıl ermez ve aynı zamanda eşsiz bir şey olan gerçek bir kitaplık oluşturmaya yetmeyebilir. Kataloglardan satın alan birinin bu bahsettiğim özelliklerin yanı sıra doğal bir yatkınlığa sahip olması gerekir. Tarihler, yer isimleri, önceki sahipleri, cilt ve daha neler neler: Tüm bu detaylar ona bir şey anlatmalıdır. Onları kuru, soyut olgular değil, ahenkli bir bütün olarak görebilmeli ve bu ahengin niteliği ve yoğunluğundan kitabın ona göre olup olmadığını anlayabilmelidir. Bir müzayede ise koleksiyoncudan daha farklı yetenekler ister. Kitabın kendisi veya kopyanın kökeni belliyse önceki sahibi, kataloğu okuyan kişiyle konuşmalıdır. Müzayedeye katılmak isteyen biri, kitaba ve rakiplerine eşit ilgi göstermelidir, ayrıca rekabete kapılıp sürüklenmemek için sükunetini de muhafaza etmelidir. Bir alıcının teklifi yükseltmeye devam ederek ederinden çok daha fazla fiyat ödemesi sıklıkla karşılaşılan bir durumdur; üstelik kitabı elde etmek için değil, kendisini kanıtlamak için. Öte yandan, bir koleksiyoncunun en mutlu anlarından biri de belki ikinci defa dönüp bakmayacağı, aramayacağı bir kitabı, bir pazar yerinde yapayalnız ve terk edilmiş halde bulduğu için satın alarak kurtardığı ve onu özgürlüğüne kavuşturduğu zamandır; tıpkı "Binbir Gece Masalları"nda prensin satın aldığı güzel köle kız gibi. Anlayacağınız, bir kitap koleksiyoncusuna göre tüm kitaplar için gerçek özgürlük onun raflarında bulunur.
"Ortadoğu'nun dini ikiyüzlülüktür." - Murathan Mungan