Toplumun ve onun psiko-sosyal bir temsilcisi olan ailenin aşmak zorunda olduğu sorun şudur: "Bir insanın isteklerini ona fark ettirmeden nasıl kırar ve istediğimiz yönde değiştirebiliriz?"
-
Öyle ki, birçok insan kendi istekleri doğrultusunda davrandığını sanırken, aslında isteklerinin çoktan saptırılıp yönlendirilmiş olduğunun farkına bile varamamaktadır.
Olmak, sözcüklerle tanımlanıp anlatılamaz. O, ancak yaşanılan ve içte hissedilen bir özellik, bir süreç, bir canlılıktır.
Fromm'a göre, bu iki ilke insanla birlikte vardır.
Genç ve hayalleri canlı kaldığı sürece
mutlu olan bu insanlar, bir süre sonra hiçbir önemli inanca ve düşünceye varamadıklarını görünce, büyük bir hayal kırıklığına uğramışlardır. Kendi içlerinde yönelecek bir merkez bulamayan bu kişiler, amaçsız, yorgun ve yaşamları zehir olmuş insanlar haline dönüşmüşler ya da mutsuz fanatik göstericiler olarak kalmışlardır.