19. Yüzyılın devrimi olan endüstrileşme,sanatın her alanını ticari amaç ile istila etmiş ve bu istila sonucu kültür meta haline getirilmiştir.
Kapitalizm insanın düşünme yetilerini manipüle ederek sistemin ihtiyaçları giderecek
biçimde düşünmesini amaç edinir. İnsanları piyasanın oluşturmuş olduğu yapay bir kültürün
ürünlerini tüketen akılı ve düşünme sistemlerini araçsallaştırıp piyasaya katkı sunan bir nesne
biçimine getirmiştir.Kültür
günümüzde sanatın her alanında benzeşmiş ve aynı tür ürünler üreten bir fabrikaya
dönüşmüştür. Bu ürünler aynı tip düşünen kendilerine dayatılanın dışına çıkmayan kitleler
oluşturmuş. Kitleler sektörün üretim kurallarına uygun bir biçimde yapılan kültür sanayisinin
ebedi müşterileri haline gelmiştir. Kültür endüstrisi kitleleri oluşturan insanları birer birey
olarak görür ve onları özgür düşünebilen kişiler olarak niteler fakat üretileni tüketmeyen ya da
kendinde olanı korumayı tercih edeni dışlar ve sistemin içerisine almaz. Kültür endüstrisi
bireyleri sisteme uyumlu olmaları gerektiğini, nitekim böyle olmazsa dışarıda kalacaklarını
onlara dayatmaktadır.
Kültür endüstrisi yüksek ve alt kültür arasındaki çizgiyi yok etmiştir. Bu çizginin yok oluşu
eğlence ve kültürün birleştirilmesiyle meydana gelmiştir. Eğlencenin entelektüelleştirilmesi
kültür ile bir bütünmüş gibi görünmesi hususunda destekleyici olmuştur lakin bu bütünleşme
aldatıcıdır ve kültürün aleyhine olmuştur.Kültür eğlence sektörünün bir metası haline gelmiş
ve özgünlüğünü yitirmiştir. Teknolojinin de katkısı ile kültür hem üretilen hem de pazarlanan
bir sanayi sistemi oluşturmuştur. Kapitalist sistem yapısı var olanı kendine benzetme yönünde
kurgulanmıştır bu kurgu var olan her şeyin ekonomik bir kar amacı gütmesini sağlamaktadır.
Kültür, sektöre ürünleri ile girer her