Başta Makbule Atadan olmak üzere, kendisine çok yakın olmuş tüm hanımların, hatta erkek arkadaslarının verdiği bilgiye göre Atatürk, ince ruhlu, duygulu bir insandı. Latife Hanımla evlenmesinden bir hafta once, 22 Ocak 1923 akşamı Bursa’daydı. Gazi Paşa’yı ağırlamak için sabırsızlanan Raufi Bey ve eşi Laika Hanım, büyük kurtarıcının onuruna bir akşam yemeği vermişlerdi Madam Brod'un otelinde. Sofrada bulunan Kurmay Binbaşı Cevdet Kerim (incedayı), Laika Hanım’la birlikte, Gazi Paşa ya sorular yöneltiyor ve O'nun duygusal yönlerini tesbite çalışıyorlardı.
Bir aralık Laika Hanım, bir hayli duraksamadan sonra tüm cesaretini toplayarak:
-"Paşam!." dedi. "Af buyurunuz, bir şey sormak istiyorum: Hiç sevdiniz mi?" Mustafa Kemal Paşa, elindeki kadehi dudaklarına götürdü, bir yudum içti; bir süre daldı ve sonra gözlerini Laika Hanıma çevirerek:
"Sevmek..•…." dedi..."Sevmek!.. Hanımefendi, sevmeye acaba vakit bulabildik mi?.. Bir ömür, çeşitli mücadeleler içinde geçti... Dağ, dere, tepe... Çadırda, karargâhta ömür süren bir askerin sevmeye vakti kalır mı?..
Etrafta çıt yoktu... Madam Brod'un otelinin geniş salonundaki sofrada tüm başlar ve gözler Gazi Mustafa Kemal Paşaya çevrilmişti.
O, kadehinden bir yudum daha aldıktan sonra ışıklı bakışlarını tekrar Laika Hanıma çevirdi ve bu kez biraz öncekinden daha etkili bir ses tonuyla:
-"Biz de insanız hanımefendi!." diye konuşmasına devam etti. "Bizim de çarpan bir kalbimiz, bizim de bir his tarafımız var!.. Askeriz diye mi bu yönümüzden şüphe edersiniz?..