İlk bakışta zeki adamlar sanırsın, yüzlerinde ciddilik okunur, ama bütün söyledikleri şu biçim şeyler: "Falanca veya filanca, bilmem ne satın aldı, bilmem neresini kiraladı." Bıktım bunlardan. Bunlar arasında insanlık nerede?
İnsanlığın yüceliği, bütünlüğü nerede kaldı? İnsanlık ufak paralar haline gelmiş.
Ama toplumun bu işlerle uğraşması gerekli.
Herkes bir şeyin peşinde. Hayat bu... Toplum! Senin beni bu adamların içine götürmen, onlardan iyice nefret etmem için herhalde. Hayat; amma da hayat ha. Ne bulabilir insan orada? Fikir meseleleri mi var? Duygu meseleleri mi var? Bu
hayatın bir ekseni yok: Derin, hayati hiçbir yanı yok. Bütün bu salonadamları benden çok daha uyuşuk, benden çok daha ölü. Hayattaki gayeleri ne? Benim gibi yatakta uzanmıyorlar, ama bütün gün sinekler gibi aşağı yukarı inip çıkıyorlar.
Ne çıkıyor bunlardan? Bir odaya girersin, bakarsın herkes karşılıklı oturmuş, ciddi ciddi
duruyor. Yaptıkları nedir? İskambil oynuyorlar..
Diyecek yok, güzel bir hayat doğrusu.
Yaşamak isteyen bir ruh için ne yaman bir örnek!
Ölü değil mi bu adamlar?
Oturdukları yerde uyumuyorlar mi?
Ben yatakta yatıyorum, kafamı valeler ve aslarla doldurmuyorum diye kabahatli mi oluyorum?
Ya değerli gençlerimiz ne yapiyor?
Nevskiy Bulvarında araba ile gezerken,
dans ederken uykuda değiller mi?
"- Sanırım yaşamaya bile üşeniyorsun.
- Öyle sanırım.
- Peki özellikle sevmediğin şey ne ?
- Her şey. Bu aralıksız koşuşturma, sıradan tutkular, açgözlülükler, birbirinden üstün olma arzusu, dedikoduculuk, insanı baştan aşağı süzmeler..."