Yalnızca kendileri olabildikleri için ıssız çöllerdeki taşları, insan ayağı değmemiş dağların arasındaki kayalıkları, hiç kimsenin görmediği vadilerdeki ağaçları kıskanıyorum.
...Vazonun yanında, neden orada bıraktığını anlayamadığım yüzüğünü günler sonra gene orada gördüğümde seni severdim; dikine değil yanlamasına kestiğin elmanın içindeki kusursuz yıldızı bana gösterdiğinde seni severdim; öğle vakti yazı masamın üzerinde oraya kadar nasıl geldiğini anlayamadığım bir tel saçını gördüğümde seni severdim...
Yargılama ki, yargılanmayasın. Çünkü başkalarını nasıl yargılarsan, sen de öyle yargılanacaksın ve başkalarını hangi ölçüyle ölçersen, karşılığında sen de o ölçüyle ölçüleceksin. Neden kardeşinin gözündeki kıymığa bakarsın da, kendi gözündeki kalası hiç düşünmezsin?
"O halde anahtar, her şeye sevecen kabulle karşılık vererek olanın mükemmelliğini kabul etmek, böylece sizi fiziksel varoluşa bağlayan endişe, korku ve suçlama bağlarından kurtulmaktır. İşte ancak o zaman tekamül-mezuniyeti mümkündür."