Beyza

Fahrenheit 451: Kitap kağıdının tutuşup yanma sıcaklığı.
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2019 14. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2019 20:03
'Fahrenheit 451, yeryüzünde tek bir kitap kalacak olsa, o kitap olmaya aday.' Fahrenheit 451, benim okuduğum ilk distopya edebiyatı kitabı. Benim için zaten çok fazla değerli olan kitapları, gözümde çok daha fazla değerli ve özel bir yere taşıdığını çok net söyleyebilirim. Ve muhtemelen, fazla kitaplarla içli dışlı olmamış ya da daha yeni yeni bu alışkanlığı edinmiş biri için şaşırtıcı ve etkileyici bir kitap olur. Okurken 'Eğer gerçekten gelecekte dünyamız böyle olsaydı...' diye bir çok kez düşündürdü beni. Ve böyle bir gelecekte yaşamayı asla istemediğim kesin. Bunun için, kitaplarının içinde, kitaplarıyla yanarak ölen o kadın gibi olabilirdi sonum sanırım. Fahrenheit 451, artık hiçbir şeyi sorgulamayan ve düşünmeyen bir toplumda, sadece baştakilerin kölesi olmuş insanlar arasında geçiyor diyebilirim sanırım. Ne emir verilirse kimsenin düşünmeden uyguladığı bir dünya. Eğer büyük makamlar size neyden korkmanız gerektiğini, neye düşmanlık beslemeniz gerektiğini söylüyorlarsa, sorgulamadan, düşünmeden, iradesizce, o şeyden korktuğunuz ve nefret beslediğiniz bir dünya. Ve bu dünyada, büyük makamların belirledikleri, kendilerine rakip ve düşman gördükleri ve bunun içinde insanlığa onu parmakla gösterip 'Bu korkunç! Bu saçma! Ve bu yok edilmeli!' dediği 'o' şey: Kitap. Sanırım gerçekten de eğer dünya üzerinden kitaplar yok olsaydı, insanlar düşünmeyi, kendi bakış açılarını oluşturmayı bırakırlardı, unuturlardı. Fahrenheit 451'de itfaiye teşkilatlarına günümüzdeki görevleri tamamıyla unutturulmuş ve onlar da büyük makamların toplumdaki kolları ve silahları haline gelmiş. Eğer büyükler 'Kitaplar yok edilsin' istiyorsa silahlarını, yani itfaiyecileri kullanıyorlar. Kitapları yakıyorlar. Ve bu işlerini sorgulamıyor, sorgulayamıyorlar. Böyle bir dünyada bir itfaiyeci yeni
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Momo'ya ihtiyacımız var.
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2019 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2019 16:22
Momo, sanki hepimizi 'zaman' kavramının farkındalığına vardırmak için yazılmış gibi geldi bana. Olay akışı olsun, karakterleri olsun, bir masal olsa bile bana sanki içinde bir distopya da barındırıyormuş hissi verdi. İnsanlar zamanları konusunda bencilleştiklerinde, kendi zamanlarını kendileri azalttıklarında ortaya çıkan insan profilleri bana çok fazla tanıdık geldi. Günümüzün insanına yakın bir durumdu bu kitapta gördüğüm o insanların hali. Belki tamamen günümüzle örtüşmemiş haliydi ama diyorum ya, distopya hissi verdi, 'böyle giderse bizim sonumuz da buna benzer herhalde' farkındalığı yarattı bende. Momo'nun bana zaman farkındalığı, zamanın değeri ve hatta zamanın ne olduğu hakkında öğrettiği şeyler oldu ve bu beni gerçekten etkiledi. Kitabı bitirdikten sonra devam eden hayatımın içinde bile etrafıma bakıp bu kitaba dair herhangi bir şeyi andığım çok oldu. Ve kesin olarak vardığım bir sonuç var. Günümüz insanının Momo'ya ihtiyacı var. Hepimizin Momo'ya ihtiyacı var. Umarım okursunuz ve siz de benim gibi kitaptan kendinize bir şeyler alabilirsiniz. Keyifli okumalar.
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,4bin okunma
7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2019 13. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2019 21:22
'Simyacı'yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp güneşin doğuşunu izlemeye benziyor.' Arka kapaktaki tanıtım yazısından bu cümle, kitabın içeriğini ve size verdiklerini gerçekten karşılıyor bence. Simyacı, Santiago adında bir gencin ilk başta gezmek hayali ile çoban olma kararını ve daha sonra bu çobanlık öyküsünün bir hazine peşine takıldığını, simyacılığa kadar dayandığı bir hikayeyi anlatıyor. Kitabın başında, Santiago'nun konumuna göre iyi bir eğitimi olmasına rağmen gezmek isteği ile çobanlığa başlama hikayesi beni fazlasıyla etkiledi aslında. Ailesinin onun olmasını istediği din adamlığı ve diğer tarafta da gezmesine imkan sağlayacak çobanlık. Santiago, ailesine onların istediği mesleği istemediğini ve gezmek istediğini söylediğinde, babasının ona ilk tepkisinin sadece para ile ilgili olması beni şaşırtmıştı. Paralarının olmadığını ve gezmenin para ile olmasının imkan dahilinde olduğunu düşündüğünü söylüyordu, Santiago'ya. Ve ona sadece parası olanların ve çobanların gezebildiğinden bahsediyordu. Santiago da 'O zaman ben de çoban olurum.' diyerek alıyordu sürüsünü, başlıyordu dolaşmaya. Babasının tepkisine şaşırma sebebim ise, genel olarak bilinen bir olgu vardır ki aileler genelde çocuklarının, iyiliği için olduğunu söyleyerek, kendi istedikleri mesleği yapmalarını isterler. Daha fazla para kazandırması, daha konforlu olması ya da daha üst mertebe olması gibi sebeplerle. Çocukların buna karşı çıkması dahilinde aileler 'Biz senin iyiliğini düşünüyoruz.' sözleri ile direnirler genelde. Santiago'nun babası ise, hemen oğlunun düşüncesine 'Tamam' diyor ve hatta ona bir koyun sürüsü için bir para da veriyor hemen. Bu benim için alışılagelmişin dışında olmasından dolayı şaşırtıcı ve etkileyiciydi. Santiago'nun babası kitapta belki bir kaç paragraf bile
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,9bin okunma
10/10
·204 syf.··
Beğendi
·
2018 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2018 21:28
'İlk bakışta, Saitama bir süper kahraman gibi görünmüyor asla; ne kel kafasındaki ruhsuz ifadesi ne de en ufak bir etkileyiciliği olmayan fiziği.' Tanıtımında bu şekilde tanımlanan malum ana karakterimiz, kahramanımız, One Punch Man'imiz Saitama, size diğer tüm süper kahramanları unutturacak türden, bana sorarsanız. Saitama'nın kendisi için kullandığı tanım ise 'Hobisi kahramanlık yapmak olan biri.' Normalde süper kahramanları itici bulan, süper kahraman hikayelerine ilgi duymayan biri olan ben, Saitama ile One Punch Man serisinin animesinin birinci sezonu ile tanıştım. Sonra baktım bu herif benim duyduğum, gördüğüm diğer süper kahramanlara benzemiyor, dedim bundan sonra benim kahramanım sensin. Baya sevdim kendisini. Tabi peşinde 'Hocam, hocam' diye gezen öğrencisi cyborg Genos da dahil. :) Manga (Çizgi roman) serisini de okudum, takipteyim. Hayranı olduğum bu manganın ve dolayısı ile animenin, daha da doğrusu Saitama ve Genos'un bu eğlenceli, aksiyonlu hikayelerini sizlere de tavsiye ederim. Özellikle de az çok da olsa, ister istemez mangalara ve animelere önyargı ile yaklaşan insanlara sesleniyorum, güvenin bana. 'Yok, ben manga okuyamam, beceremem öyle şeyler.' diyorsanız da animesini izleyin yahu, bölümleri uzun bir şey değil, çerez gibi gidiyor. Keyifli okumalar.
One-Punch Man - Cilt 1One (Mangaka) · Akılçelen Kitaplar · 2016829 okunma
Dorian Gray'in Portresi
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2019 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2019 09:53
'Ahlaklı ya da ahlaka aykırı kitap diye bir şey yoktur. Kitaplar ya iyi yazılmıştır ya da kötü. O kadar.' Kitabın önsözündeki bu cümleler, yazıldığı zamanlar kitabın aldığı tepkiler ve eleştiriler için çok net bir cevap niteliğinde aslında. Önsözündeki son cümle 'Sanatta fayda aranmaz.' sözü de öyle. Kitap yayımlandığı zaman tepkiler görmüş, ahlak açısından kötü örnek olmakla suçlanmış ve sansürlenmiş olsa bile, fazlasıyla da dikkatleri çekmiş bir kitap. Kitap üç karaktere sahip: Basil Hallward, Dorian Gray ve Lord Henry. Basil bir ressam, Dorian Gray ise Basil'e portresini çizmesi için poz veren bir arkadaşı. Lord Henry ise Basil'in arkadaşı. Aslında her şey Basil'in, arkadaşı Lord Henry'nin Dorian'da kötü bir etki bırakacağını bildiği için tanışmalarını istememesine rağmen bir tesadüf eseri tanışmaları ile başlar. Basil, Dorian'ın güzelliğine, etkileyiciliğine ve karakterine büyük bir hayranlık besler ve onu temiz, saf bir genç olarak görür. Arkadaşı Lord Henry'nin ise düşüncelerinin aykırı yönünü bildiği için, Dorian ile tanışırsa onu da bu yönde etkileyerek, değiştireceğini düşünür. Aslında bir anlamda Henry'nin Dorian'ı kirleteceğini düşünür. Basil ne kadar istemese ve Dorian'a karşı koruyucu ve sahiplenici olsa bile, aynı zaman diliminde aynı yerde olmalarından ötürü Dorian ile Lord Henry'i tanıştırır. Ve, tabiri caizse, Basil'in korktuğu başına gelir. Böylece, Dorian'ın etkilenişini, düşüncelerindeki değişimi ve sonra da bu değişimin davranışlarına nasıl yansıdığını ve takiben de tabiki hayatına nasıl yansıdığını görürüz. Benim öznel düşüncelerime daha çok değinecek olursam, kitapta sanki hem altı çizilecek çok cümle varmış hem de altı çizilecek yer bulamıyormuş gibi bir his ile okudum tüm kitabı. Lord Henry'nin düşüncelerinin ara ara, Dorian kadar olmasa
Dorian Gray’in PortresiOscar Wilde · İndigo Kitap · 201799,3bin okunma