O çiftlik geliyordu yine aklıma. Güneş ışınlarının aydınlattığı, patlattığı kırlar. Dörtnala koşan taylar, büyük havuzda suyun yüzüne çıkan minik kırmızı balıklar . İçlerinde çok neşeli , dünya güzeli bir kırmızı balık vardı. Adı Clovis'ti. Başını sudan çıkarır , yanaklarını şişirir bize yüz göz hareketleri yapardı...
Ya o altın sarısı ayçiçeği tarlaları...
Ya toprağın o nemli kokusu!
Ya havuzun içine yıldızlarını döküveren o yumuşacık gece...