Günümüzde edebiyat ve deliliğin ortak bir ufku var : Bir bakıma göstergelerin kesişim çizgisi. Bu kesinti, kaçmamız mümkün olmayan ama asla erişelemeyen ufuk çizgileri gibidir muhtemelen. Delilikle edebiyat galiba etrafımızda bulunan yerle gök gibidir: Ama birbirlerine boyuna içinde ilerlediğimiz, içinde konuştuğumuz, ağzımıza bir avuç toprak takıldığı güne kadar konuştuğumuz geniş bir açıklıkla bağlılar.
Dilin tercüme etmek için şeylere uygulandığı doğru değildir; aksine, şeyler, denizin uğultusu içinde boğulmuş sessiz bir hazine gibi dil içinde barınıp sarmalanmıştır.
Öyle sanıyorum ki şunu söyleyebiliriz: Günümüzde artık siyasal özgürlüğe inanmıyoruz, ayrıca şu hayal, o ünlü yabancılaşmamış insan hayali artık gülünç görünüyor. E peki onca hayaletten geriye ne kaldı? Birkaç kelimenin külü. Biz günümüz insanları, olanaklarımızı artık şeylere, insanlara, Tarih'e, kurumlara değil, göstergelere emanet ediyoruz.