Polat Alemdar

Polat Alemdar
Kurtlukta düşeni yemek kanundur
Baba
Yüksek lisans
İzmir
15 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Aydınlanma düşüncesi aklı temele almıştır. Thomas Paine’nin bu eserinde de bunu açıkça görüyoruz.Din, peygamberlik ve gizem kavramlarına ağır eleştirilerde bulunuyor.Deist olduğunu buram buram hissettiriyor. İlk defa gördüm ve tanıdım Thomas Paine’i. Hristiyanlığa yaklaşımını İncil İncil Tevrat Tevrat kitaplarının eski ahit yeni ahit olarak kitabı mukaddesten ayetlerle kilisenin dogmatik öğretilerine dair eleştirileri detaylıca irdelemiştir. Evrensel hakikati anlamak için; aklın yeterli olduğunu “yaratıcının” olduğunu ancak kutsal kitap gibi din bağlamında özerkliği bulunan vasıtalara ihtiyaç olmadığını düşünmektedir. Aklın Allah’a, Tanrı’ya( yaratıcıya) ulaşmada yeterli olduğu gibi yaratıcaya karşı sorumluluklar ve dünya hayatının nasıl düzenleneceğine dair ahlaki bir yaşamın kurallarına erişmeyi yeterli kabul etmiştir. Kader diyoruz mucize diyoruz bu kavramları kabul etmemiştir. İnsanın aklını kullanarak, evrenin tasarımında görülen vahiy aracılığı ile Tanrı’yı bulacağını, hatta hayatını nasıl sürdüreceğine dair esasları da aynı yolla öğrenebileceğini savunmaktadır kendisi. İncil ve Tevrat’ı okumadığım için biraz ağır geldi. Genel hatlarıyla bolca sorgulayacağınız bir sürece girmenizi sağlayacaktır. İyi okumalar.
Akıl ÇağıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 20192,653 okunma
Reklam
Puan vermedi·128 syf.··
2025 82. kitabı
Seneca duyguların paylaşılıp sorunun nerede başladığını bulduğumuz takdirde çözülebileceğini anlatır. Teselli vermeden önce yok etmemiz gereken şeylerin var olduğunu vurgular çünkü bazı insanların bile isteye acıyla bütünleşip acıyla yaşanabildiğine kendini inandırdığından emindir; insan bazı düşünceleri acı çekmeden ele alamayacağını düşünür bundan dolayı çoğunlukla mutsuz olmamız kendimiz yüzünedir. İnsana acı veren şey ne olursa olsun acıdan kurtulmak için ilk önce kişinin konu hakkında konuşup duygularını dışa vurması gerekir kişi kendi istemedikçe acı kendini bırakamayacaktır. Acı çekerken bile ölçüyü kaçırmamak gerektiğini, eğer acı bize ders veremeyecekse onu bizim terk etmeye çalışmamız gerektiğini öğretir. Ve eğer bir şeye duyduğumuz acı çabuk geçtiyse bir daha onu anmanın yanlış olduğunu ekler Seneca ölümün herkes için bir son olsa da bazıları için kurtuluş olduğunu söyler. Eşit haklarla yaratıldığımız dünyada bütün haksızlıklara son verenin ölüm olduğunu vurgular ve ölümü ''ama kendi başına bir değeri olmayan ve her şeyi bir hiçliğe dönüştüren şeyin bizim için hiçbir önemi yoktur'' deyip kayıplarımız için bize teselliler verir. Yitirdiğimiz şeye odaklanmamız sahip olduğumuz şeylere haksızlık yapmamıza sebep olur bu yüzden bir varlığı yitirdiğimizde kendimizi sonu gelmez bir acıya bırakmamız saçmadır
TesellilerSeneca · Fol Kitap · 2021234 okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2025 24. kitabı
(Merhaba, Direk spoiler olacak bir şey anlatmıyorum ama çok etkilendim, belki okumayanlar için anlatımımdaki bazı detaylar kitap hakkında sizlere öğrenmek istemeyeceğiniz ipuçları verebilir. Sadece sizlere kitabı okumanızı kesinlikle, %100 öneriyorum.) Yani kitabı bitirdim ama bir ağlayasım var ki hüngür hüngür anlatamam. O kadar yaraladı ki bu hikaye beni.. düşündükçe sinirleniyorum, sinirlendikçe o anlar kafamda tekrar tekrar canlanıp duruyor. Lucy'nin yaşadıklarını tarif edecek nasıl bir kelime seçebilirim diye düşünüyorum ama o kadar zor, kötü, berbat bir durum ki ne diyeceğimi bilemiyorum. İlk Lucy'i düşünüyorum; ona o kadar hak veriyorum ki ve onun acısını o kadar paylaştım ki, onca insanın ona inanmaması, bir de ekstra cinayetle suçlaması ve bunun yanında zerre bir şey hatırlamayıp kendisinin de içten içe buna inanıp kahrolması.. Sonra da Savvy partını düşünüyorum ya zaten okurken nefessiz, elim kalbimde okudum. Beni aşırı üzdü, aşırı sinirlendirdi, aşırı tetikledi. Başka ne diyebilirim spoiler olmayacak şekilde bilemiyorum. Bunun dışında büyükannişten size kesinlikle bahsetmek istiyorum. Yani kadın gerçek bir QUEEN! Her lafı mı güzel, komik, fena olur bir insanınnn! Bayıldım kendisine bayıldımm! En başta diyeceğimi en sonda diyeceğim ama kitabın dili, anlatımı su gibi akıcıydı valla. Zerre durgunluk yaşamadım. Uzun zaman sonra okumalarıma dönmek için muhteşem bir başlangıç oldu diyebilirim. Yazarın diğer kitaplarının da çevrilmesini çok çok isterim. Sondaki o muhteşem kapak için bile okumanızı öneririm yanii (iç yağları erime garantili). Bu şekildee.. sizlere çok çok içten sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum. Şimdiden güzel okumalar dilerimm..
Yalana Kulak VerAmy Tintera · Beta Byou · 2025167 okunma
Puan vermedi·544 syf.··
2025 26. kitabı
Uzun bir süre oldu, sanırım 1.5 yıldır inceleme yapmıyorum. Bunun sebebi zorlu bir dönemden geçtim, kafa olarak iyi değildim; yeni yeni toparlanabildim. Aklımdan inceleme fikri geçmiyordu, ancak son zamanlarda yazdığım bazı incelemelerden çok güzel dönütler aldım, kenarda köşede yazdığım bazı lakırtıların okurlar tarafından incelenip geri dönüt verilmesi ve benim laf safsatalarımın birilerinin işine yaraması beni çok mutlu etti ve devam etmek istedim. Yakında wattpad kitapları hakkında da inceleme yapacağım, çünkü prim lazım. Gereksiz duygusallık yeter, başlayalım? Atatürk'ü sevmeyen bir çevrede doğdum büyüdüm. Hiçbir zaman sevilebilecek şekilde büyütülmedim. Atatürk benim için; alkol içen, aklı yerinde olmayan, dindar olana muhalefet olan ve ülkemizde çoğu diziler gibi abartılan bir kişilikti sadece. Tabi ki hiçbir zaman araştırma gereği duymadım, en yakın arkadaşlarım desteklemiyor; içki içiyor diyorlar ya. Sizce bunun üstüne herhangi bir laf söylenebilir mi? ve 11 yaşındalar, bilgileri tam tabi ki. Kendi kendime devam ettim, kafamda büyütmem gerekiyor ya. Nefretimi arttırdım. Ders kitaplarından resimlerini yırttım, 10 Kasım'da Saygı Duruşu esnasında sınıfta saklandım, hiçbir İnkılap dersini dinlemedim ve Atatürk'ü seven tüm insanlarla aramı açtım. Düşünebiliyor musunuz? Ne kadar korkunç, her şeyden önce insanlara herhangi bir saygım yok. 13 yaşındaydım. İnternette geziniyor, kendimce zaman geçiriyor, Youtube yorumlarında gelene geçene salça oluyordum. Anlayacağınız tam bir ergen primatı. Önüme şu bilgi düştü: Atatürk 3997 kitap okumuş ve bu kitaplar arasında en sevdiği kitap Çalıkuşu. O kadar çok seviyormuş ki, cephede o kadar insan savaşırken gece yarısı kalan az vaktini bu kitaba adayacak kadar. Tabi ki inanmadım, 3997 kitap okuyan bir insan mı? Üstelik
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,2bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2025 27. kitabı
Sabahattin Ali’nin kaleminden çıkan İçimizdeki Şeytan, sadece bir aşk hikâyesi ya da bir karakterin hayatını anlatmıyor. Daha derin, daha içe dönük bir hesaplaşmayı getiriyor karşımıza. Baş karakter Ömer, sıradan bir adam gibi görünse de aslında hepimizin içinde sakladığı o kararsız, korkak ve zaman zaman bencil yanları taşıyor. Kitabı okurken zaman zaman Ömer’e sinirlendim, hatta kızdım ama sonra fark ettim ki onun o “suçladığı şeytan” hepimizin içinde az ya da çok var. Macide ise bambaşka bir dünyayı temsil ediyor. Güçlü, fedakâr ama bir o kadar da kırılgan. Onun gözünden hayata bakmak beni çok etkiledi. Özellikle bir kadının, bir erkeğin gölgesinde nasıl yavaş yavaş eridiğini görmek… Acıydı. Ama gerçekti. Kitap boyunca en çok düşündüğüm şey şu oldu: Kendi hayatımızın sorumluluğunu ne kadar alıyoruz? Gerçekten mi dış etkenler bizi yönlendiriyor yoksa biz içimizdeki sesleri bahane ederek hareketsiz mi kalıyoruz? Sabahattin Ali’nin dili sade ama öyle yerlerde öyle cümleler kuruyor ki, bazen sayfayı kapatıp bir süre bakakaldım. Çok içten, çok insani ve çok dürüst bir anlatımı var. Kimseyi yüceltmiyor ya da karalamıyor; sadece insanı olduğu gibi gösteriyor. Belki de en sarsıcı tarafı da bu. İçimizdeki Şeytan, kendi içime dönüp dürüstçe bakmamı sağladı. O yüzden beni yordu diyemem ama sarsıcıydı. Kimi yerlerde susmak, bazı cümlelerin altında biraz durup beklemek istedim. Herkesin hayatında bir kere okuması gereken, insanı kendisiyle yüzleştiren bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bu kitap bana, en çok da kendimden kaçamayacağımı hatırlattı. İnsan bazen dışarıdaki dünyayla savaştığını sanıyor ama asıl savaş içeride, kendi içinde. Belki de en yorucusu bu.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,7bin okunma
Reklam