hatta tapınak bile yozlaşarak bir tiyatro olup çıktı; orada dinlenenler artık
dinbilginleri değil, hatiplerdi. Bunların tamamının arzu ettiği şey de, halkı
bilgilendirmek yerine, önlerinde hayranlıkla diz çöktürmek, fikirlerini paylaşmayanlara
herkesin önünde saldırmak, yalnızca yeni ve alışılmamış
Şeyler öğretmekti.
Dini bahane ederek çıkartılan ayaklanmalara gelince,
onlar yalnızca, spekülatif konular hakkında yasa çıkarılmasından ve
fikirlerin suç sayılıp zararlı şeyler diye mahkum edilmesinden doğar.
Spinoza burda balyozu kafaya indiriyor
böylece, sanki kurtuluşları için savaşıyormuşçasına, köleleşmek için savaşırlar.
Tek bir adam kibirlenebilsin diye kanlarını ve canlarını vermeyi
bir utanç değil de, en büyük onur sayarlar. Ama, tersine, özgür bir devlette,
bundan daha uğursuz bir şey ne hayal edilebilir, ne de denenebilir
Perde açıldığında iki aktör ve üç sandalye görüyorsak, oyun bize görünmez bir söz verir Üçüncü oyuncu henüz sahne almamıştır ama hikaye onun gelişiyle tamamlanacaktır.
Tıpkı hayat gibi!..