İnsan doğmak değil ama kalabilmek bir meziyet esasen. İnsan gibi yetişmek ve kalabilmek o çizgide... Kendi özgürlüğünün sınırlarını değdirmemek kimseye... Özgürlük dediğin kısıtlamadan başkasını, uçabilmek doludizgin göklerde. Yaşamak ve alçalmak yalnızca kendinle... Özgür bırakmak herkesi, kendin olmak istediğin kadar ve yetse bile gücün ezme arzusu gütmemek içinde...
Sırlar açığa çıkar bir gün. Doğrularsa el değiştirir. Kimin elinde güçlü, kul ne bilir? En çok yalanlar mı incitir yoksa doğrular mı keser etimizi? Teselliyi doğruda mı aramalı yalanda mı? Yalan hep daha iyi sarar yaramı ama iyileştirmez. Doğruysa canımı yaka yaka kapatır yaramı. Tesellilerim yalancı, doğrularsa en keskin kılıcı. İkisi arasında dengeyi bulmak, yaşayabilmenin tek kuralı. Hiçbir zaman tamamıyla doğrudan yana durmamam canımı yaktığından yanlışın yanında kalamam kendime yakıştıramadığımdan. Döner durur ararım hakikatin yolunu. Belki Tanrı bir işaret gönderir, gösterir yolu...